ÜNİTE 6: ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI VE ATATÜRK'ÜN ÖLÜMÜ

2013-01-28 23:38:00

 

ÜNİTE 6: ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI VE ATATÜRK'ÜN ÖLÜMÜ

KONU 1: TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Dış Politika Esasları

Atatürk, yeni Türk Devleti’nin kurucusu olarak söz ve düşünceleri ile dış politikaya yön vermiştir. Atatürk’ün sözleri ışığında dış politika esasları şu şekilde sıralanabilir:

Barışçıdır:“Yurtta barış, dünyada barış.”

Bağımsızdır:“Devlet için bağımsızlık kelimesinin karşılığı hayattır. Bağımsızlığı olmayan bir devlet gerçek manada bir devlet değildir.”

Gerçekçidir:“Efendiler, büyük hayaller peşinde koşan, yapamayacağımız şeyleri yapar gibi görünen sahtekâr insanlardan değiliz.”

Hukuka Bağlıdır:“Dış siyasetimizde başka bir devletin hukukuna tecavüz yoktur.”

Milli Güce Bağlıdır:“Dış siyaset bir toplumun iç bünyesi ile sıkı şekilde ilgilidir.Çünkü iç bünyeye dayanmayan dış siyasetler daima mahkum kalır.”

Yabancı Okullar Türkiye’ye Bağlanıyor

&    Atatürk I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı yıllarında yabancı okulların zararlı faaliyetlerini yakından görmüştü. Bu yüzden Türkiye’nin girişimleri sonucunda Lozan Barış Antlaşmasında yabancı okullara Türk hukuk kurallarına uyma zorunluluğu getirilmişti.

&    Türk Hükümeti, 1925-1926 öğretim yılında bu okulların çalışma şartlarını yeniden düzenledi.

     Buna göre,

Ü      Yabancı okullarda Türkçe, tarih ve coğrafya dersleri Türk öğretmenler tarafından Türkçe okutulacaktı.

Ü      Yabancı okullar Türk müfettişler tarafından denetlenecekti.

Yabancı okulların devlet denetimine alınması,

Ü      Türkiye’nin bütünlüğüne, Türk kültürüne aykırı eğitimin önlenmesine

Ü      Toplumda kültür çatışmalarına neden olan farklılıklara son verilmesine

ortam hazırlamıştır.

Musul Hangi Devletin Olacak?

´      Türkiye, Lozan Barış Konferansı’nda Musul’un Türklerin çoğunlukta oldukları bir yer olduğunu belgeleyerek bölgenin sınırları içinde yer alması gerektiğini belirtti. Ancak Musul’daki petrol yataklarının değerini bilen İngiltere bu bölgenin kendi sömürgesi Irak’a ait olduğu fikrinde direndi.

´      Taraflar bu konuda bir türlü anlaşamayınca Musul’un geleceğinin Lozan Barış Konferansı’ndan sonra Türkiye ile İngiltere arasında dokuz aylık bir sürede yapılacak görüşmelerle çözülmesine karar verdiler. Görüşmelerden sonuç alınamaması durumunda Milletler Cemiyeti’ne başvurulacaktı.

´       Musul sorunuyla ilgili görüşmeler,19 Mayıs 1924’te İstanbul’da başladı. Ancak taraflar Lozan Barış Konferansı’ndaki tutumlarını sürdürdükleri için ilerleme sağlanamadı. İkili görüşmeler sonucu çözülemeyen Musul meselesi Milletler Cemiyeti’ne götürüldü. Türkiye’nin henüz daha üyesi olmadığı Milletler Cemiyeti İngiltere’nin etkisiyle Musul’un Irak’a katılması gerektiğini belirtti.

´      Türkiye, Milletler Cemiyeti’nin kararını kabul etmedi.Sorunu çözebilmek için askeri harekat düzenlemeyi kararlaştırdı.Ancak bu sırada çıkan Şeyh Sait İsyanı Türkiye Cumhuriyeti’nin askeri harekatını engelledi.

´      Yeni bir savaş çıkmasını istemeyen Türkiye, Milletler Cemiyeti’nin kararına uyarak İngiltere ile Ankara Antlaşması’nı imzaladı.

n       Ankara Antlaşması ile,

Ü      Musul, İngiltere’nin mandası altındaki Irak’a bırakıldı.

Ü      Irak’ın petrol gelirlerinden % 10’luk bir pay 25 yıl süreyle Türkiye’ye verilecekti.

Yunanistan İle Nüfus Mübadelesi

>      Lozan Barış Antlaşmasında Türkiye’deki Rumlarla Yunanistan’daki Türklerin mübadele edilmesi kararlaştırıldı. İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türkler bu değişimin dışında tutulmuşlardı.

>      1923 yılında Türk ve Yunan temsilcilerden oluşan bir komisyon mübadele konusunu görüşmek üzere çalışmalara başladı. Yunanistan, İstanbul’da daha fazla Rum nüfusunun kalmasını sağlamak istiyordu. Bunun için yerleşim tarihine bakılmaksızın İstanbul’daki bütün Rumların mübadele dışında bırakılmasını önerdi. Bu öneri taraflar arasında anlaşmazlık yaşanmasına neden oldu.

>      Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün dostluk girişimleri ve Balkanlarda bir ittifak sistemi kurma çabaları sorunun çözülmesine yardımcı oldu.10 Haziran 1930 tarihinde yapılan antlaşma ile yerleşme tarihine bakılmaksızın İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri yerleşik sayıldı.

   Nüfus mübadelesi sorununun çözülmesi,

Ü      Türkiye ile Yunanistan arasında karşılıklı iyi ilişkiler kurulmasına

Ü      Balkan Antantı’nın yapılmasına

    ortam hazırlamıştır.

Boğazlarda Söz Türkiye’nin

]      1930’lu yıllardan itibaren bazı devletlerin silahlanma yarışına girmesi ve dünya barışını tehdit eden gelişmeler karşısında Milletler Cemiyeti’nin yetersiz kalması,silahtan arındırılmış boğazların güvenliğini tehlikeye düşürdü.

]      Türkiye yeni bir dünya savaşının belirtilerinin ortaya çıktığı bu dönemde kendi güvenliği için Boğazları silahlandırmayı ve Boğazların yönetimini üstlenmeyi istiyordu.Bu amaçla Lozan Antlaşmasını imzalayan devletlere başvurdu.

]      Türkiye’nin isteğiyle İsviçre’nin Montreux (Montrö) şehrinde bir konferans toplondı.Bu konferansa Türkiye,İngiltere,Fransa, Sovyet Birliği,Japonya,Yunanistan ve Yugoslavya devletleri katıldı.Konferans sonunda Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.

Montrö Sözleşmesi’nin Önemli Maddeleri

[      Lozan Antlaşmasında kurulan Boğazlar Komisyonu kaldırılarak bütün yetkileri Türkiye Cumhuriyeti’ne devredilecektir.

[      Boğazların savunması Türkiye’ye bırakılacak, Türkiye boğazların her iki yakasında asker bulundurabilecektir.

[      Ticaret gemilerinin her iki yönde boğazlardan geçişi serbest olacaktır.

[      Savaş gemilerinin geçişi ise zaman ve ağırlık bakımından sınırlandırılacaktır.

[      Türkiye savaşa girer veya bir savaş tehlikesi ile karşılaşırsa Boğazları istediği gibi açıp kapatabilecektir.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Sonuçları

[      Türk Devleti’nin egemenlik haklarını sınırlayıcı hükümler kaldırılmıştır.

[      Türkiye’nin sınır güvenliği artmıştır.

[      Türkiye’nin uluslararası alanda önemi ve saygınlığı artmıştır.

Türkiye Milletler Cemiyetinde

n       Türkiye Lozan Antlaşması’ndan sonra dış politikada barışçı bir tutum içine girmişti. Bu doğrultuda komşularıyla iyi ilişkiler kurmuş, savaşı hukuken yasaklayan Briand-Kellog Paktı’nı imzalamıştı. Türkiye’nin bu çabaları Milletler Cemiyeti’nin dikkatini çekti.

n       Milletler Cemiyeti, barışçı bir dış politika izleyen Türkiye’yi bünyesine dâhil etmek istedi. Ancak Türkiye, Cemiyetin Musul sorununda İngiliz yanlısı bir politika izlemesi yüzünden 1932’ye kadar bu isteğe olumlu cevap vermedi.

n       1930’dan sonra milletlerarası işbirliğinin önem kazanması, Milletler Cemiyeti’ne olan ilgiyi artırdı. Atatürk, Türkiye’nin saygınlığının korunması düşüncesiyle, “ancak davet edildiğimiz takdirde” Milletler Cemiyeti’ne üye oldu.

Komşularımızla İş Birliği

Balkan Antantı

•          1933’ten sonra Almanya ve İtalya silahlanarak dünya barışını tehdit etmeye başladılar. Dünya siyasetini yakından takip eden Atatürk bu durumun oluşturacağı tehlikeyi görmüştü.

•          Atatürk’e göre bu tehlikeye karşı Balkan devletleri ittifak kurmalıydı. Bu görüşlerini, “Bir Balkan birliği kurmalıyız. Dünyanın ufuklarında kara bulutlar görüyorum. Balkan birliği kurulabilirse bir Avrupa birliğine yol açar. Batı devletlerinin de er geç birleşmesine zorunluluk doğar.” sözleriyle dile getirmiştir.

•           Atatürk bu görüşleri doğrultusunda girişimlere başladı. Türkiye’nin öncülüğünde Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya bir araya gelerek Balkan Antantı’nı imzaladılar.

Balkan Antantı,

Ü      Türkiye’nin batı sınırını güvence altına almasına

Ü      Batıdaki komşularıyla iyi ilişkiler kurmasına

   katkı sağlamıştır.

Sadabat Paktı

n       Türkiye batı sınırını güvence altına aldıktan sonra doğuda İran, Irak ve Afganistan ile Balkan Antantı’na benzer bir ittifak kurmak istedi.

n       Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran’daki Sadabat Sarayı’nda dörtlü bir pakt oluşturuldu. Sadabat Paktı’na göre dört devlet; dostluk ilişkilerini devam ettirecek, Milletler Cemiyeti’ne bağlı olacaklar ve birbirlerine saldırmayacaklar. Sadabat Paktı;

Ü      Türkiye’nin doğu ve güney sınırının güvenliğinin sağlanmasına

Ü      Komşularıyla ilişkilerin iyileşmesine ortam hazırlamıştır.

 

 KONU 2:HATAY TÜRKİYE’YE KATILIYOR

n       Hatay’ın Türkiye sınırları dışında kalması Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması için verilmiş geçici bir tavizdi. Lozan Antlaşmasından sonraki süreçte Türkiye, Hatay ile ilgisini sürdürdü. Hatay halkı da Türkiye’deki gelişmeleri yakından izliyordu. Öyle ki Türkiye’deki inkılâp hareketleri hemen Hataylılar tarafından da benimseniyordu.

n       Atatürk Hatay’ın sınırlarımızın dışında kalmasını kabullenemiyordu.1923 yılında Adana’ya yaptığı bir gezi sırasında yas tutmanın sembolü siyahlara bürünmüş bir Hatay heyeti ile karşılaşan Atatürk, dayanamamış ve “Kırk asırlık Türk yurdu yabancı elinde bırakılamaz.”

n       Fransa 1936 yılında Suriye’nin bağımsızlığını tanıma kararı alınca, Türkiye de Hatay’ın bağımsızlığının tanınması amacıyla Milletler Cemiyeti’ne başvurdu.

n       Milletler Cemiyeti, Hatay’ın iç işlerinde bağımsız dış işlerinde Suriye’ye bağlı olmasını kararlaştırdı. Ancak Türkiye, Hatay’ın tam bağımsızlığını istediğinden bu karardan memnun olmadı.

n       Fransa II. Dünya Savaşı tehlikesinin belirmesi üzerine Doğu Akdeniz’in güvenliği için Türkiye ile Hatay meselesini görüşme kararı aldı.4 Temmuz 1938 tarihinde Türkiye ile Fransa arasında imzalanan dostluk antlaşması ile Hatay’ın bağımsızlığı iki devletin güvencesine alındı.

n       Hatay’da 24 Ağustos 1938’de seçimler tamamlandı.2 Eylül 1938’de toplanan Hatay Meclisi “Hatay Cumhuriyeti” adını kabul etti. Hatay Millet Meclisi 23 Haziran 1939’da Türkiye’ye katılma kararı aldı. Hatay, 7 Temmuz 1939’da Türkiye’nin bir vilayeti oldu.

KONU 3: ATATÜRK BİZİMLE

n       Atatürk’ün sağlığı 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı. Ancak Atatürk karaciğerinde hastalık teşhis edilmesine rağmen eski temposuyla çalışmaya devam etti. O sırada gündemde olan Hatay meselesiyle yakından ilgileniyordu. Bu amaçla 1938 yılında yaptığı Mersin gezisi sağlığının daha da bozulmasına yol açtı.

n       Atatürk hastalığının iyice şiddetlenmesi üzerine vasiyetini yazarak kendisine ait İş Bankası hisselerinin gelirinden önemli bir payı Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu’na bıraktı.

n       Atatürk’ün hastalığını duyan Türk halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu.

n       Atatürk, Dolma Bahçe Sarayı’nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil bütün dünya yasa büründü.

n       20 Kasım 1938 tarihinde Atatürk’ün naaşı Ankara’ya getirilmiştir. Geçici olarak Etnografya müzesine konulmuştur.

n       Atatürk’ün ölümsüz kişiliğine uygun bir Anıtkabir’in inşası için proje yarışma düzenlenmiştir. Emin Onat ve Orhan Arda’nın ortak projeleri tercih edilmiştir. İnşaat 1953 yılında tamamlanmış, Atatürk’ün naaşı 10 Kasım 1953 yılında ebedi istirahatgahına konulmuştur.

n       Türk milleti Atatürk’e olan bağlılık ve minnet duygusunu sadece 10 Kasımlarda değil yıl içerisinde kutlanan milli bayramlar, Atatürk konulu sergi, konferans e paneller ile de ifade etmektedir.

n       Milletimizin atasına olan sevgisinin en güzel ifadesi cumhuriyeti, Atatürk ilke ve inkılâplarını korumak ve yaşatmak konusundaki kararlılığıdır. Atatürk’ün işaret ettiği yolda uygar devletler düzeyine ulaşmaya çalışan Türkiye bu mücadelesiyle Atatürk’e olan sevgi ve minnet duygularını göstermektedir.

583
0
0
Yorum Yaz