13 07 2013

1. Dünya Savaşında Türk Cepheleri

1. Dünya Savaşında Türk Cepheleri Osmanlı Devletinin savaşa katılmasıyla savaş alanı genişlemiştir. Birçok cephede savaşmak zorunda kalan Osmanlı Devleti’nin hareket planının esasını, İttifak Devletleri’nin Avrupa da ki yükünü hafifletmek oluşturmaktadır. Bu amaçla 3 aşamalı şu plan uygulanacaktır: Ruslara karşı; Orta Asya’daki ve Kafkasya’daki Müslümanların, halifenin ilan edeceği cihat çağrısı ile harekete geçirilmesi. İngilizlere karşı; Habeşistan, Sudan, Trablusgarp’daki Müslümanların yine halifenin cihat çağrısı ile harekete geçirilmesi. Boğazların Türk ve Alman kuvvetlerince ortak savunulması. Bu planla; Kafkasya’da Ruslar, Suveyş’de İngilizler meşgul edilerek, Almanya ve Avusturya’nın yükü hafifletilecek, İngiltere’nin Hindistan ile olan deniz yolu bağlantısına engel olunacak ve güneyde ki zengin petrollerden ittifak devletlerinin yararlanması sağlanacaktır. I. Dünya Savaşında bu amaçla Türk Ordusu şu cephelerde savaşmıştır. 1-Çanakkale Cephesi: İngiliz ve Fransız ortak saldırılarına karşı savaşılan bu cephede gerçekleşen muharebeler, Türkler açısından savaşın en önemli olayıdır. Çanakkale’de bir cephe açılmasının sebebi, İtilaf devletleri açısından şöyledir: Çanakkale boğazını geçmek, İstanbul’u ele geçirmek, Osmanlı devletini savaş içinde çökertmek, sonrada müttefikleri Rusya’ya yardımda bulunmaktır. İtilaf devletleri yetkililerinin düşüncesine göre; Osmanlı Devletinin savaş dışı bırakılmasıyla Süveyş kanalı ve Hint Yolu üzerindeki Osmanlı baskısı kalkacak, Balkan Devletleri’nin İttifak Devletleri saffında yer almaları önlenecektir. Çanakkale Savaşlarında Tümen Komutanı ... Devamı

13 07 2013

I.DÜNYA SAVAŞI VE OSMANLI

1. Dünya Savaşı ve Osmanlı Dünyanın büyük devletlerinin Avrupa’da, Ortadoğu’da, Afrika’da ve Uzakdoğu’da geniş bir alanda ve açık denizlerde, o zamana kadar görülmemiş büyüklükte ve uzun süreli savaşına I. Dünya Savaşı denilmektedir.   I. Dünya Savaşına yol açan nedenleri şunlardır: 1-Ekonomik Rekabet ve Sömürgecilik: Sömürge edinme ve dış yatırımlarla gelişen ekonomik rekabet, savaşın en önemli sebeplerinden biridir. Sömürgecilik anlayışı, Rönesans’tan sonra Sanayi Devrimi ile önem kazanmış, ham madde ve Pazar arayışı gelişmemiş, ham madde kaynakları zengin ülkelerin sömürge olarak kullanılması arzusunu kamçılamıştır. Öncülüğünü İngiltere’nin yaptığı sömürgecilikte İngiltere’yi Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya, Rusya gibi ülkeler izlemiştir. Sömürgecilik kervanına ABD’nin de katılmasıyla sömürgecilik anlayışı Pasifik Okyanusuna da egemen olmuştur. Bunun yanı sıra büyük devletlerin çeşitli ülkelerde maden, demiryolu, deniz işletmeleri vb dış yatırımları da vardır. 2-Avrupa’da Alman-Fransız; Balkanlar’da Rus-Avusturya Rekabeti: Avrupa’daki Alman-Fransız anlaşmazlığı savaşın diğer bir nedenini oluşturmaktadır. Alman milli birliğinin kurulması aşamasında Almanlar Fransızları yenmişler ve yer altı kaynakları açısından zengin Alsace-Lorraine’i Fransa’dan almışlardır. Bu tarihten itibaren Fransızlar bunu ulusal bir sorun haline getirmişlerdir. Diğer yandan Balkanlarda da Rusya ile Avusturya arasında çekişme vardır. Akdeniz’e açılmak isteyen Rusya, Panslavizm politikasıyla Balkanları nüfuzu altına almak istemektedir. Aynı şekilde Avusturya’da Balkanlarda egemenlik kurmak istemektedir.... Devamı

13 07 2013

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN YÖNETİM YAPISI

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN YÖNETİM YAPISI YÖNETİMİN ÖZÜ Devlet, toplum yararına çalışan, toplum içerisinde ilişkileri düzenleyen, toplumun uyacağı kuralları koyan ve halkını iç ve dış tehditlere karşı koruyan düzene denir . Anayasamıza göre egemenliğin sahibi Türk milletidir. Millet, egemenlik hakkını Anaya¬sanın koyduğu esaslara göre yasama, yürütme ve yargı organları eliyle kullanır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinde, yasama TBMM, yürütme hükümet, yargı ise bağımsız mahkemeler tarafından yapılır. Bu faaliyetlerin ayrı ayrı organlar tarafından yerine getirilmesine “Güçler Ayrılığı İlkesi” denir. YASAMA Millet, kendi hâkimiyetine dayanarak ka¬nun yapma yetkisini kabul ettiği bir organa verir. Anayasamıza göre, yasama organı TBMM’dir. Bu yetki devredilemez. TBMM genel oyla se¬çilen 550 milletvekilinden oluşur. TBMM’nin Görevleri • Kanun koymak, değiştirmek ve kaldır¬mak. • Bakanları denetlemek, • Para basılmasına karar vermek, • Cumhurbaşkanını seçmek, • Savaş ilanına karar vermek, • Uluslararası antlaşmaları onaylamak. • Bütçe ve kesin hesap tasarılarını görüş¬mek ve kabul etmek, • Genel ve özel af ilanına karar vermek • TBMM, seçimlerin yenilenmesine karar vermek. Türkiye Büyük Millet Meclisi ,hükümetin yaptığı işleri meclis araştırması, meclis soruş¬turması ve gensoru yollarıyla denetler. Yapılan işlerde yetkiyi kötüye kullanma ya da yasalara ay¬kırı bir durum bulunduğunda meclis, hükümeti “güvenoyu vermemek” yoluyla düşürebilir YÜRÜTME Yürütme kanunları uygulama yetkisidir. Bu yetki ülkemizde anayasaya uygun olarak Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulun... Devamı

13 07 2013

AHİLİK EĞİTİMİ

AHİLİK EĞİTİMİ              Anadolu’da 13. yüzyılda kurulmuş esnaf ve sanatkârlar birliğine “AHİLİK” denir. Şehirlerde oturan esnafın aralarında birleşerek kurdukları dini ve ekonomik özellikte bir teşkilattır. “ahi” kelimesi “kardeş” anlamına gelir. Ahiler, esnaf, tüccar ve diğer sahalardaki meslek grupları örgütlenmelerini sağlamış, böylece yerleşim merkezlerinde sosyal ve ekonomik düzenin kurulması yanında kültürün de gelişmesini sağlamıştır. Ustalığı tamamlayan kişiye Şet Töreni düzenlenir. Ahi babadan aldığı izine Destur denir. Ahilik eğitimde çırağın ahlâki eğitimine de çok önem verilirdi. Ahilik teşkilatının kurucusu, Ahi Evran’dır. Aslı adı Şeyh Mahmut Nasuriddin’dir. Ahi Teşkilatının Görevleri                                                Üye sayısını, malların kalitesini ve fiyatları belirlemek    Arz-talep dengesine dikkat etmek    Müşterilerin haklarını korumak    Üretimi ihtiyaca göre belirlemek    Mesleğe yeni eleman kazandırmak, yani yetiştirmek    Sanatkârlara sanat ahlakını yerleştirmek    Esnaf ile hükümetin ilişkilerini düzenlemek    Üyelerin zararlarını karşılamak ve kredi vermek    Çalışamayacak durumdaki üyelerini korumak, esnaflar arasında haksız rekabeti önlemek    Şehirlerde güvenliği sağlamak NOT: Her esnaf ve sanatkâr (derici, kuyumcu, ayakkabıcı, aşçı vs.) teşkilata girebilirdi. Sadece avcılar, cellatlar (can aldıkları için) giremezdi. NOT: Ahili... Devamı

13 07 2013

TARİHTE TOPRAK YÖNETİMİ

TARİHTE TOPRAK YÖNETİMİ    Hititler döneminde; toprak devletin malı idi. Kral, bu toprakları üretim yapılması için (işletmeleri için) komutan ve valilere veriyordu. Buna karşılık, bu komutan ve valiler, orduya asker besliyorlardı.    Ortaçağ Avrupası’nda; Feodalite (Derebeylik) adı verilen bir düzen vardı. Feodalite (Derebeylik): - Kavimler göçü sonunda oluşan boşluktan yararlanan kişiler toprakları egemenliği altına alıp üzerindeki insanları kendine bağladığı sistemdir. Kısaca zengin toprak sahibi kişiler diyebiliriz.  İnsanlar eşit değildi. En üst tabakada KRAL, sonra SOYLULAR, en alt kesimde ise SERF’ler bulunurdu. Toprak feodal beyler arasında paylaşılmıştır. Ekonomik güç feodal beylerin elinde olduğu için Kral’a her istediklerini kabul ettirebiliyorlardı. Serf’ler toprakla beraber alınıp satılabilen sürekli toprak işçisi olan kişilerdi. Senyörler (feodal beyler) toprakların ve bu topraklar üzerindeki her şeyin, çalışanlar dâhil, sahibi idiler. Köylüler bu topraklar üzerinde çalışırlardı, bunun karşılığında para alırlardı. Selçuklularda Toprak Yönetimi    Selçuklularda topraklar, devletin malı sayılırdı ve bu topraklara “miri arazi” denirdi. Miri Arazi 4’e ayrılır: 1.   Has Arazi: Mülkiyeti ve vergi gelirleri sultan ve ailesine ait olan topraklardır. 2.   Vakıf Arazi: Geliri sosyal yardım kurumlarına ayrılan topraklardır. 3.   Mülk Arazi: Görevlerinde başarılı olan devlet adamlarına verilen topraklardır. Bu topraklar kişinin mülkiyeti sayılır, bu toprakları istedikleri şekilde kullanırlardı. 4.   İkta Arazi: Ordu mensupları ile devlet adamlarına hizmetleri veya maaş karşılığı verilen topraklardır. İkta s... Devamı

13 07 2013

REFORM (Yeniden Biçim Verme)

 REFORM (Yeniden Biçim Verme)                                            16. yüzyılda Hıristiyanlığın KATOLİK mezhebinde yapılan değişikliklere ve yeni düzenlemelere “Reform” denir. Reform’un Nedenleri     Katolik Kilisesi’nin bozularak dini amaçlardan uzaklaşması, din adamlarının dini kendi çıkarları için kullanmaları.     Katolik Kilisesi’nin aşırı zenginleşmesi.     Matbaanın etkisi (İncil ve Tevrat’ın çeşitli dillere çevrilerek çok sayıda basılması), böylece din adamlarının anlattıkları ile dini metinlerdeki ifadelerin farklı olduğunun görülmesi.     Rönesans’ın etkisiyle serbest düşüncenin yayılması sonucu din adamlarının tutumu ve kilise uygulamalarının eleştirilmeye başlanması. Rönesans’ın getirdiği özgür düşüncenin etkisi.     Yoksullaşan Avrupalıların kilise mallarına göz dikmesi.     Din adamlarına duyulan güvenin azalması, din adamlarının halkı sömürmesi (endüljans).     Coğrafi Keşifler’in etkisi (yeni yerlerin keşfedilmesi, teknolojide ilerleme, dünya’nın yuvarlak olduğunun keşfedilmesi vs. din adamlarına duyulan güveni sarstı). NOT: Reform ilk olarak Almanya’da başlamış, daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştır. İlk defa Martin Luther başlatmış, uzun mücadelelerden sonra Protestanlık mezhebi kurulmuştur. Endüljans: Orta Çağ Avrupası’nda bir tür günah çıkarma ve ölümden sonra cennete gitmek için Papa'nın sattığı af belgesi. Kilisenin halktan para alarak cennetten toprak satmasıdır. Eng... Devamı

13 07 2013

SANAYİ İNKILABI

SANAYİ İNKILÂBI                   İnsan ve hayvan gücüyle yapılan üretimden makine gücüne dayalı üretime geçişe “Sanayi İnkılâbı” denir. •   Sanayi İnkılâbı ilk olarak 1750’li yıllarda İngiltere’de başlamış, daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştır. •   İngiltere’de, buhar gücü ile çalışan dokuma fabrikalarının kurulması, Sanayi İnkılâbı’nın başlangıcı olarak kabul edilir. Sebepleri o   Bilim ve teknik alanındaki gelişmeler o   Buharın makinede kullanılması o   Coğrafi Keşifler sonucu gelişen sömürgecilik vasıtasıyla sermaye ve hammadde birikimi olması Sonuçları                                                                                                                                                       o   İnsan ve hayvan gücünün yerini makine gücü, küçük imalathanelerin yerini büyük fabrikalar almıştır. o   Buhar ile işleyen makineler çoğaldı, üretim arttı ve milletlerarası ticaret gelişti. Buna karşın emek azalmıştır. o   Üretilen malların fiyatları ucuzladı. Pazar sorunu ortaya çıktı. o   Buhar gücüyle çalışan lokomotifler ve çelik gemiler yapılmış, bu durum ulaşım ve haberleşme alanında kolaylık sağlamıştır. o  ... Devamı

13 07 2013

RÖNESANS

RÖNESANS (Yeniden Doğuş)       15. ve 16. yüzyılda Avrupa’da güzel sanatlar, edebiyat ve düşünce alanında meydana gelen yenilikler ve gelişmelere “Rönesans” denir. Rönesans’ın Nedenleri     Eski Çağ’dan kalma edebiyat, sanat ve bilim eserlerinin incelenip değerlendirilmesi ve üniversitelerde okutulması.     Kâğıt ve matbaanın yaygın olarak kullanılmasıyla yeni buluş ve düşüncelerin her tarafa yayılması, okuma-yazma oranının, bilim ve kültürün artması.     Coğrafi Keşifler sonucunda Avrupa’da sanattan ve edebiyattan zevk alan zengin ve üstün bir sınıfın ortaya çıkması.     Avrupa’da oluşan bu zengin sınıfın bilim adamları ve sanatçıları desteklemesi.     Bizans ve Roma dönemine ait eserlerin tanınması ve bunların benzerlerinin yapılmaya çalışılması.     Haçlı Seferleri ve Coğrafi Keşifler sonucu kilise ve din adamlarının inanç ve düşünce üzerindeki baskılarının azalması.     İstanbul’dan ayrılarak İtalya’ya giden bilginlerin eski Yunanca eserleri öğretmesi. NOT: Rönesans ilk İtalya’da başlamış, daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştır. Rönesans’ın İtalya’da Başlamasının Nedenleri    İtalya’nın Akdeniz ticaretinden dolayı diğer devletlere göre daha zengin olması    İtalya’da Roma, Helen ve Yunan kültürlerinin izlerinin bulunması                                                                        ... Devamı

13 07 2013

Coğrafi Keşifler

Coğrafi Keşifler Coğrafi Keşifler Nedir 15. ve 16. yüzyıllarda Avrupalılar tarafından yeni ticaret yollarının Okyanusların ve kıtaların bulunmasına “Coğrafi Keşifler” denmiştir. Önceleri dini ve ilmi amaçlarla başlayan dünyaya yayılma hareketleri 15. yüzyılın ikinci yarısında açık bir şekilde ekonomik amaçlara yönelmiştir.  Yeniçağ Avrupası'nda ticaretin gelişmesi paranın esası olan değerli madenlere ihtiyacı arttırmıştır. Avrupalılar değerli madenlere ulaşabilmek için Asya ve Avrupa'ya seferler düzenlemişlerdir.  Coğrafi Keşiflerin Nedenleri  Avrupalıların pusulayı öğrenmeleri gemicilik ve coğrafya bilgilerinin artması. Avrupalıların doğu ülkelerinin zenginliklerine ulaşabilmek amacıyla yeni ticaret yolları aramaları.  İstanbul'un fethinden sonra Türklerin doğu ticaret yollarına hakim olmaları ve Avrupalıların açık denizlere çıkma ihtiyacı hissetmeleri. *Avrupa'da değerli madenlerin az bulunmasından dolayı kralların (İspanyol-Portekiz) gemicileri desteklemesi. Avrupalıların Hıristiyanlık dinini yaymak istemeleri. Avrupalıların dünyayı tanımak istemeleri.  Keşifler İpek Yolu  Çin'den başlayarak Orta Asya üzerinden Hazar Denizi'nin güneyinden ve kuzeyinden geçerek Trabzon ve Kırım Limanlarına gelen malların buralardan Avrupa'ya ulaştığı yoldur.  Baharat Yolu Hindistan'dan başlayarak İran Körfezi ve Irak üzerinden Suriye Limanlarına veya Kızıldeniz yoluyla Süveyş ve Akabe'ye oradan da kara yoluyla İskenderiye'ye ulaşan yoldur. Uzak Doğu ile yapılan ticaret Venedik ve Mısırlıların elinde bulunuyordu. Bu devletler diğer devletlerin Baharat Yolu'ndan faydalanmasını engellemeye çalışmışlardır.  İlk keşif seyahatleri Atlantik Okyanusu ve Afrika Sahillerinde 14. yüzyılın başlarında Frans... Devamı

13 07 2013

COĞRAFİ KEŞİFLER

COĞRAFİ KEŞİFLER    15. ve 16. yüzyıllarda Avrupalıların yeni ticaret yollarının, okyanusların ve kıtaların bulunması, bilinmeyen yerlerin keşfedilmesi amacıyla yaptıkları gezilere “Coğrafi Keşifler” denir. Coğrafi Keşiflerin Nedenleri     Doğu ülkelerinin zenginliği ve Avrupalıların buralara gitmek için yeni yollar aramaları.     İpek ve Baharat yolları ile gelen malların çok el değiştirmesinin fiyatları artırması, Avrupalıların bu ticaret mallarını ilk elden almak istemeleri.     Coğrafya bilgisinin ilerlemesi, yeni ve doğru haritaların yapılması.     Pusulanın geliştirilmesi sayesinde gemicilerin, büyük denizlere ve okyanuslara daha kolay açılmaya başlaması.     Dayanıklı ve sağlam gemilerin yapılması, cesur gemicilerin yetişmesi.     İstanbul’un fethinden sonra Türklerin, Doğu ticaret yollarına (İpek ve Baharat yolları) hâkim olmaları ve Avrupalıların açık denizlere çıkma ihtiyacı hissetmeleri.     Avrupa’da değerli madenlerin az bulunmasından dolayı kralların (İspanya ve Portekiz) gemicileri desteklemesi.     Avrupalıların Hıristiyanlık dinini yaymak istemeleri.     Avrupalıların dünyayı tanımak istemeleri. KEŞİFLER                                                                                                                                                      İlk keş... Devamı

13 07 2013

İletişim Araçları

" M.Ö 3000 civarında Mısırda HİYOROGLİF adı verilen yazı sistemi bulundu. Bu yazılar insan hayvan ve eşya şekillerinden ve bazı sembollerden oluşmaktaydı " M.Ö 1300 Civarında Mezopotamyada ( Bugünkü Suriye ve Irak toprakları) ilk alfabenin kullanıldığı bilinmektedir " M.S 1045 Mısırlılar tarafından bulunan papirus adlı kağıdı geliştiren çinde ilk kez Pi CHENG adlı mucid matbaa harflerini icad etmiş ve kitap basmıştır. Daha sonraları 1645Avrupada Guttenberg adlı mucit matbaa makinasını icad etmiştir. " 1820 yılında Danimarkalı OERSTED adındaki bilim adamının elektromanyetik akımı keşfetmesiyle günümüzde kullanılan modern iletişim araçlarının temel çalışma prensipleri doğmuştur " 1826 da günümüzde en yaygın iletişim araçlarından biri olan Fotoğrafı Fransız NIEPCE tarafından bulmuştur. " 1936 da İngiliz Cooke ve arkadaşı elektrikli telegrafı icad ettiler. " 1843 de Amerikalı li bilim adamı kendi adı olan ve (.) ve (-) lerden oluşan MORS alfabesini icad etmiştir. Böylece Fransızcada Uzaktan yazma denilen Tele-Graph : Telgraf aleti herkes tarafından kolay kullanılır hale gelmiştir. " 1867 yılında Amerikalı politikacı ve mucit SHOLES ilk daktilo makinasını icad etmiştir. Bu makina yazıyla iletişimde devrim yaratmıştır. " 1876 Yılında Amerikada sağırlar okulunda öğretmenlik yapmakta olan ve bu arada ses üzerine araştırmalar yapan İskoçya asıllı araştırıcı A.Graham BELL elektrik telleri üzerinden ilk insan sesini iletmeyi başarmış ve bu aletin adına Tele-Phone : Telefon yani uzaktan konuşma adını vermiştir. BELL ile yardımcısı Watson arasında 10Mart 1876 da odadan odaya gerçekleşen bu buluş modern iletişimin başlangıcı sayılmaktadır.  " 1877 yılında Amerikalı araştırmacı EDİSON FonoGraf denilen ve ses kaydetmeye yarayan ilk aleti icad etmiştir. İlk kez köpeğinin sesini kaydettiği bu c... Devamı

27 01 2013

İletişim Konulu Boşluk Doldurma

                                   İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ KONULU BOŞLUK DOLDURMA Karşılıklı bilgi alışverişi amacına yönelik bütün etkinliklere ............................................. denir.Başka bir deyişle;duygu,düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılmasına .........................denir.(İletişim,insanlar arasındaki duygu ve düşünce alışverişidir.)   İnsanlar arası iletişimin en önemli aracı ...........................Bu nedenle,doğru iletişim için dilin doğru ve düzgün kullanılması gerekir.Ayrıca bir insanın bildiği kelime ne kadar azsa kendini ifade etmesi de o kadar zor olur.Bu nedenle ilköğretimde öğrencilere zengin bir dil eğitiminin verilmesi gerekir.   İletişim sürecinin en önemli unsurlarından birisi de etkili .............................Etkili bir dinlemede dinleyen kişi yalnızca sessiz kalmaz (pasif dinleyici olmaz).Karşı tarafa .............................. önerileri sunar ve ona doğru ................................. için yol gösterici ve  yardımcı olma çabası ile hareket eder.   NOT:Dinleyenin anlatanı yalnızca duyduğunu değil,aynı zamanda doğru olarak anladığını iletebilmesine olanak sağlayan dinlemeye .................................... dinleme denir.    Kitle iletişim araçları 5 aşamadan oluşmuştur. Bunlar; 1. İşaretlerle iletişim          2. Dilin gelişimiyle iletişim           3. Baskı makinesinin icadıyla basılı materyallerle iletişim   4.   Yazının icadıyla iletişim     5. Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle kitle iletişimi.   İletişim aynı zamanda; -Ne s... Devamı

27 01 2013

7.sınıf Ünite-1 Kazanımlara Uygun Ders Notu

  ÜNİTE-1  İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ   Konu Başlığı: İLETİŞİM BENİMLE BAŞLAR KAZANIMLAR                      *İletişimi, olumlu, olumsuz etkileyen tutum ve davranışları fark ederek kendi tutum ve davranışlarıyla karşılaştırır.    *İnsanlar arasında kurulan olumlu ilişkilerde iletişimin önemini fark eder   Verilen bilgiler İletişim:Duygu,düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılmasıdır.                 Her canlı değişik yöntemlerle iletişim kurar,Örneğin hayvanlar kimi zaman birbirlerini koklayarak kimi zaman  da çeşitli sesler çıkartarak iletişim kurarlar.                 Diğer canlılardan farklı olarak insanlar konuşma ve dinleme yeteneğine sahip olduğundan  iletişimi geliştirme şansına sahiptir. Başlıca İletişim Yolları: 1-Sözlü İletişim:  Karşılıklı konuşmaya dayalı iletişimdir. 2-Yazılı İletişim:Yazı yoluyla sağlanan iletişimdir. Not, mektup, gazete, dergi ve kitaplardaki yazılar veya yazılı işaretler aracılığı ile yapılan iletişimdir. 3-Hareketlerle İletişim:Jest, mimik ve çeşitli hareketlerle sağlanan iletişimdir. Sözsüz veya Beden dili ile iletişim de denilebilir. Hareketlerle iletişim sağlarken insanlarla aynı kültürden olmamız gerekir.Aksi takdirde yapacağımız hareketlerin yanlış anlaşılması kaçınılmazdır.Bu tür iletişim yolunu genellikle işitme engelli insanlarımız kullandığı gibi işitme problemi olmayan insanlarımız da kullanabilmektedir.Selam veren bir insana başımızı sallamamız gibi . Etkili bir iletişimde dikkat edilmesi gerekenl... Devamı

27 01 2013

İLETİŞİM VE ETKİLİ DİNLEME-NOT

  İletişim Benimle Başlar                                                 RTÜK: Ülkemizde yayın yapan tele- İletişim: Duygu, düşünce ve bilgilerin akla ge-                   vizyon ve radyo kuruluşlarının ilkeler- lebilecek her türlü yolla başkaların aktarılma-                     ini belirlemek, yayınları düzenlemek, sıdır. İletişim kurarken;                                                      denetlemek ve gerektiğinde ceza uygu- ·        Jest ve mimiklere dikkat etmek                                lamakla görevli olan kurumdur. ·        Göz teması kurmak             ·        Emir cümlesi kullanmamak ·        Başka işle uğraşmamak ·        Onay ifadeleri kullanmak                   ... Devamı

27 01 2013

7.SINIF 1.ÜNİTE İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ

  İLETİŞİM: İnsanların sahip oldukları bilgileri, duyguları ve düşünceleri çeşitli yöntemler kullanarak başkalarına aktarmalarına iletişim denir. BAŞLICA İLETİŞİM YOLLARI: 1-SÖZLÜ İLETİŞİM: Karşılıklı konuşmaya dayalı iletişimdir. 2-YAZILI İLETİŞİM:Yazı yoluyla sağlanan iletişimdir. Not, mektup, gazete, dergi ve kitaplardaki yazılar veya yazılı işaretler aracılığı ile yapılan iletişimdir. 3-HAREKETLERLE İLETİŞİM:Jest, mimik ve çeşitli hareketlerle sağlanan iletişimdir. Sözsüz veya Beden dili ile iletişim de denilebilir. Hareketlerle iletişim sağlarken insanlarla aynı kültürden olmamız gerekir.Aksi takdirde yapacağımız hareketlerin yanlış anlaşılması kaçınılmazdır.Bu tür iletişim yolunu genellikle işitme engelli insanlarımız kullandığı gibi işitme problemi olmayan insanlarımız da kullanabilmektedir.Selam veren bir insana başımızı sallamamız gibi . ETKİLİ BİR İLETİŞİMİN TEMEL ŞARTLARI: 1-Bireyin Kendini Tanıması:Kendisini tanıyan ve sahip olduğu özelliklerin farkında olan bir kişi çevresindeki insanları daha kolay algılar ve tanır, onlarla daha kolay ve uyumlu bir iletişim sağlar. İlim, ilim bilmektir,İlim, kendin bilmektir, Ya kendin bilmezsen, Bu nasıl okumaktır?(YUNUS EMRE)       2-Etkili Anlatım:Karşımızdaki insanlarla konuşurken; -Yorgun bir şekilde topluluk önüne çıkmamalıyız, - Konuşurken doğal olmalıyız, yapmacık konuşma ve hareketlerden kaçınmalıyız, - Dinleyici ile göz teması kurarak onun zihnine ve gönlüne girmeye çalışmalıyız, ona pozitif enerji      vermeye çalışmalıyız, - Ses tonumuzu sürekli olarak konuşmamızın içeriğine göre ayarlamalıyız, tek düze bir konuşma insanın   dikkatini çekmez. - Kullandığımız kelime ve cümlelerin karşımızdaki insanların anlayabile... Devamı

27 01 2013

7. Sınıf 2.Ünite ders notu

  ÜNİTE -2:   ÜLKEMİZ DE NÜFUS Nüfus: Sınırları belli bir alanda, belli bir zamanda yaşayan insan sayısıdır. Nüfus Yoğunluğu: Bir Kilometre kareyedüşen insan sayısına denir. Şu formülle hesaplanır. Nüfus Yoğun.=Yaşayan İnsan Sayısı x100                                 Yüzölçümü Örnek:Nüfüsu 10.000 olan bir ilçenin yüzölçümü 1000km karedir. Bu ilçede kilometre kareye düşen insan sayısı bir başka deyişle bu ilçenin nüfus yoğunluğu nedir.? Çözüm:Nüfus Yoğ:=10.000 x100                                      1000             Nüfus Yoğ  =1000 dir **Bir yerin nüfusunun fazla(yoğun) olmasının  Nedenleri *Uygun iklim şartları *Verimli tarım alanlarına sahip olması *Endüstri kuruluşlarının fazla oluşu *Yer altı kaynakları açısından zengin olması *Turizmin gelişmiş olması *Eğitim imkanlarının fazla oluşu *Sahip olduğu sosyal ,kültürel ve tarihi özellikler. Not:Günümüzde bir yerin nüfus artışında o yerin sahip olduğu  iş imkanlarıbirinci derecede etkilidir. **Bir yerin nüfus yoğunluğunun fazla oluşu o yeri şu şekilde etkiler. *İş gücü ucuzlar             *Tüketim artar  *Konut sıkıntısı yaşanır   *Eğitim, sağlık vb. sorunlar artar     *Trafik sorunları yaşan... Devamı

27 01 2013

Ülkemizde Nüfus

  NERELERDE YAŞIYORUZ   Ülkemizin ve dünyanın her yerinde nüfus dağılımı aynı değildir. Yani her yerde kilometrekareye düşen insan sayısı aynı değildir.   **Nüfus miktarı ile nüfus yoğunluğu birbirinden farklı şeylerdir. ***Nüfus miktarı, bir yerde yaşayan toplam insan sayısıdır. Nüfus yoğunluğu ise, nüfus miktarının yüzölçümüne oranıdır. *Nüfus Yoğunluğu, nüfus miktarının yüz ölçümüne bölünmesi ile bulunur.                                                                                                      Yüzölçümü ne kadar az ise, nüfus yoğunluğu o kadar fazladır. Bölgelerimizin ve illerimizin nüfus yoğunlukları birbirlerinden oldukça farklıdır. Ülkemizde nüfusun büyük bir kısmı, verimli tarım alanları olan kıyı ovalarında toplanmıştır. İç kesimlerde de düz alanların bulunduğu yerlerde nüfus kalabalıktır. Nüfusun yoğun olduğu yerlerde genellikle ulaşım, ticaret, sanayi ve tarım gelişmiştir. Nüfusun seyrek olduğu yerler ise, engebeli ve dağlık alanlar ile ulaşım, ticaret, sanayi ve tarımın gelişmediği yerlerdir.   Seyrek Nüfuslu Yerler: Doğu Anadolu’nun çoğu yeri Orta ve Batı Akdeniz(Teke Yarımadası, Taşeli Platosu)... Devamı

27 01 2013

7.sınıf ders notları ülkemizde nüfus

  ÜLKEMİZDE NÜFUS (Sosyal Bilgiler, 7. Sınıf Ders Notları)       Nüfus, belirli bir alanda, belirli bir zamanda yaşayan insan topluluğudur. Ülkemizde nüfus sayımlarını Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yapmaktadır. İlk düzenli nüfus sayımı 1927, ikincisi 1935 yılın­da yapılmıştır. Daha sonra 1990 yılına kadar her 5 yılda nüfus sayımı yapılmıştır. 1990 yılından sonra her 10 yıl­da bir yapılmasına karar verilmesine rağmen, bazı ihtiyaçlardan dolayı 1997 yılında nüfus sayımı yapılmıştır. En son yapılan nüfus sayımı ise, 2000 yılındadır. Nüfus sayımları ülkemizdeki insan sayısının bilinmesi ve ona göre bazı planlamaların yapılması için önemlidir.   NÜFUSUN DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER Türkiye'de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır: 1.   Fiziki Faktörler a.  İklim özellikleri: Ülkemizde nüfusun yoğun ol­duğu yerlerin, genelde kıyı bölgeler olmasında ılı­man iklimin büyük etkisi vardır. Kurak ve kışları aşırı soğuk geçen yerlerde nüfus fazla yoğun de­ğildir. b.   Yer şekilleri: Ülkemizde yüksek ve engebeli yerlerde nüfus azdır. Doğu Anadolu Bölgesi, Taşe-li platosu, Menteşe yöresi gibi yerler bunlara örnek verilebilir. c. Toprak özellikleri: Verimli toprakların bulundu­ğu alanlar (Çukurova, Gediz, B. Menderes) nüfus­ça kalabalık iken, Tuz Gölü çevresi gibi yerlerde verimsiz topraklar bulunduğundan nüfus çok azdır. 2.   Beşeri Faktörler a.  Sanayileşme: Bütün Dünya'da olduğu gibi Tür­kiye'de de, sanayileşmenin arttığı yerlerde nü... Devamı

27 01 2013

7. Sınıf 3. Ünite Türk Tarihinde Yolculuk 6. Bölüm

  7. SINIF 3. ÜNİTE TÜRK TARİHİNDE YOLCULUK 6. BÖLÜM   OSMANLI-RUS SAVAŞLARI I-1711 OSMANLI –RUS SAVAŞ VE PRUT ANTLAŞMASI Rusya bu yüzyılda sıcak denizlere açılmak için iki siyasal güçle, OsmanlıDevleti ve İsveç'le mücadele etmiştir, İsveç'e saldıran Rus ordularıkarşısında ba­şarısız olan İsveçkralıOsmanlıDevleti'ne sı­ğınınca, Osmanlı-Rusya Savaşıbaşlamışve savaş1711 Prut Antlaşması ile sona erdirilmiştir. II-1736-1739 SAVAŞLARIBELGRAD ANTLAŞMASI: ·         1736-1739 savaşlarısonucunda 1739'da Belgrad Antlaşmasıimzalanmışve bu antlaşma ile; ·         Karadeniz'de donanma ve ticaret gemisi bulunduramayacaklardır ·         Azak Kalesi, yıkılmak koşuluyla, Ruslar'a   bırakılmıştır. UYARI: Osmanlı Devleti'nin Karadeniz'de Ruslar'a karşıüstünlüğünüvurgulayan son antlaşma Belgrad Antlaşması'dır.   III-1768-1774 OSMANLI-RUS SAVAŞLARIVE KÜÇÜK KAYNARCAANTLAŞMASI: Rusların saldırdığıLehlerin, Osmanlıya sı­ğınmasıve onlarıtakip eden Rus ordularının Osmanlıtopraklarına girmesiyle başlamıştır. Ruslar, Akdeniz'e açılarak, 1770'de Çeşme'de Osmanlıdonanmasınıyakacaklar ve büyük bir üstünlük sağlayacaklardır. Savaş1774'te Küçük Kaynarca Antlaş­masının imzalamasıyla sona erecektir. Bu antlaşmaya göre;                   a)   Kırım'ın bağımsızlığıtanınmıştır.            &... Devamı

27 01 2013

7.sınıf Yeni Müfredat 3.ünite 3.bölüm(devlet Yönetimi Ve Ordu)

  7. SINIF 3. ÜNİTE TÜRK TARİHİNDE YOLCULUK 3. BÖLÜM   DEVLET YÖNETİMİ Osmanlı Devleti'nde devlet yönetimi ikiye ayrılır. Merkezi Yönetim ve Taşra Yönetimi.   A.      MERKEZİ YÖNETİM •       Osmanlı Devleti merkeziyetçi ve mutlak otoriteye dayalı bir yönetim anlayışı ile yönetiliyordu. Devletin başında Osmanlı hanedanından gelen Padişah bulunuyordu. •       Egemenlik Allah adına padişaha aitti. Bu nedenle bütün yetkiler padişahta toplanmıştır. Padişahlar, Bey, Gazi, Hünkar, Hüdavendigar ve Sultangibi unvanlar kullanmışlardır. •       Padişahlar, hükümdarlık alameti olarak kendi adlarına hutbe okutup, para bastırmışlardır. •       Padişah adayı şehzadeler, yetişmeleri için san­caklara gönderilirlerdi. Buna "Sancağa Çıkma" denilirdi. Devlet yönetiminde tecrübe kazanmala­rı için gittikleri sancaklarda yanlarına "Lala" adı verilen tecrübeli devlet adamları verilirdi. •       I. Ahmet 1603 yılında bu uygulamayı kaldırarak "Kafes Usulü"nü getirdi. Bu tarihten itibaren şehzadeler sarayda yetiştirilmeye başlanıldı. •       I. Ahmet devrine kadar Osmanlı Devleti'nde pa­dişah öldüğü zaman yerine kimin geçeceği belir­lenmemişti. Her şehzadenin padişah olma hakkı bulunduğundan bu durum şehzadeler arasında taht kavgalarının çıkmasına neden olmuştur. •       I. Ahmet 1603'te Ekber ve Erşed (büyük ve akıl­lı) olanın tahta geçmesi kuralını getirdi. Böylece taht kavgaları ve kardeş katlia... Devamı

27 01 2013

7. SINIF YENİ MÜFREDATA UYGUN KONU ÖZETİ 3. ÜNİTE (TÜRK TARİHİND

  7. SINIF YENİ MÜFREDATA UYGUN KONU ÖZETİ 3. ÜNİTE (TÜRK TARİHİNDE YOLCULUK 2. BÖLÜM)   ANADOLU'DA TÜRK BEYLİKLERİDÖNEMİ 1243 KösedağSavaşıyenilgisinden sonra Anadolu Selçuklu Devleti hızla yıkılmaya doğru gitti. Moğollar Anadolu'yu işgal ettiler. Anadolu'da karışık­lıklar başladı. Devlet otoritesi kalmadı. Bunun üzerine uçlardaki Türkmen beyleri birer birer bağımsızlıklarını ilan ettiler. Anadolu Türk birliği dağıldı. Bir çok beylik kuruldu. Bu beylikler şunlardır; 1.     Osmanoğulları(1299-1922) Osman Bey tarafından Söğüt ve Domaniççevresin­de kuruldu. Diğer beyliklere göre küçük olmasına rağmen idarecilerin kabiliyeti, coğrafi konumu saye­sinde kısa zamanda güçlenerek Anadolu Türk birliğini sağladıve bir dünya devleti haline geldi. 2.      Karamanoğulları(1256 - 1487) Karaman ve Ermenek çevresinde kurulmuştur. Ana­dolu Selçuklu Devleti yıkılınca Konya'yıalarak başkent yaptılar. Kendilerini Anadolu Selçuklu Devleti'nin mi­rasçısıgörmüşlerdir. Anadolu Türk birliğini sağlamak için OsmanlıDevleti'yle en fazla mücadele eden bey­liktir. II. Bayezid zamanında ortadan kaldırılmıştır.   UYARI:Moğol kültür tesirini kırmak için Karamanoğlu Mehmet Bey, 1277 yılında Türkçe'yi resmi dil olarak kabul etmiştir.   3.      Germiyanoğulları(1299 - 1429) Kütahya, Emet ve Tavşanlıyöresinde kuruldu. Top­raklarının bir kısmıI. Murat zamanında çeyiz olarak, bir kısmıda miras olarak II. Murat zamanında Osmanlı topraklarına kaldı. 4.      Karesioğulları(1304 - 1360) Balıkesir ve Çan... Devamı

27 01 2013

7. Sınıf 3. Ünite (türk Tarihinde Yolculuk - 4. Bölüm)

  7. SINIF 3. ÜNİTE TÜRK TARİHİNDE YOLCULUK 4. BÖLÜM   OSMANLI - MEMLÛK SAVAŞLARI (1485 - 1491)   Fatih döneminden itibaren bozulan Osmanlı- Memlûk ilişkileri; •       İslam dünyasının siyasi liderliği için başlayan çe­kişme •       Hicaz su yollarımeselesi •       Şehzade Cem Sultan olayında Memlükler'in kış­kırtıcıbir rol oynaması •       Memlükler'in Osmanlılara karşıKaramanoğlu ve Venediklilerle işbirliği yapmasınedenlerine bağlı olarak savaşa dönüştü. 1485 - 1491 yıllarıarasında yapılan savaşlarda iki tarafta birbirlerine üstünlük sağlayamadı.   OSMANLI - VENEDİK İLİŞKİLERİ . 1499 Osmanlı- Ve­nedik Savaşı'nda Modon, Koron, Navarin ve İnebahtıkaleleri alındı(1500). InebahtıOsmanlı Devleti'nin Akdeniz'deki üssüoldu. OSMANLI - İRAN İLİŞKİLERİ İran'da bulunan Safeviler Anadolu'yu parçalamak ve Şiiliği yaymak için faaliyette bulunuyorlardı. Bu faali­yetler sonucunda 1511'de Şahkulu Ayaklanması çıktı. Bu ayaklanma güçlükle bastırıldı. Bu dönemde Safevi Devleti Anadolu'daki halkısürekli kışkırtmıştır.   YAVUZ SULTAN SELİM DÖNEMİ(1512-1520)      Trabzon'da sancakbeyi olan Yavuz Sultan Selim, Safeviler'in Anadolu'daki faaliyetleri karşısında babası II. Bayezid'in mücadelesini yetersiz bulmaktaydı. Ya­vuz, babasına karşıayaklandı.  Yeniçerilerin desteği ile padişah oldu.      OSMANLI - İRAN İLİŞKİLERİ II. Bayezid döneminde Osmanlı- İran ilişkileri, Safevilerin Anadolu'daki Şii faaliy... Devamı

27 01 2013

Yeni Çağda Avrupa

Rönesans ve Reform Yeni Çağ'da Avrupa Orta Çağ’da Avrupa’da egemen siyasal sistem feodalite idi. Ayrıca siyaset, düşünce ve din alanlarında Katolik Kilisesi’nin büyük ağırlığı vardı. Yeni Çağ Avrupa'sında görülen gelişmeler feodalitenin ve kilisenin etkisini ortadan kaldırmıştır. Yeni Çağ’da Avrupa’nın genel özellikleri şöyle sıralanabilir; o Feodalite rejiminin yerine mutlak krallık (monarşi) rejimi egemen olmuştur. Bu durum Avrupa’da kralların siyasal birliği sağlamasına ortam hazırlamıştır. o Krallar papaların devlet işlerine karışmasını önlemişlerdir. Bu durum yönetimde laik anlayışın ve kralların güçlenmesini sağlamıştır. o Ticaret faaliyetleri bölgesel olmaktan çıkarak önce ülke sınırlarına, sonra bütün Avrupa’ya, ardından farklı kıtalara yayılmıştır. Bu durum Avrupalı devletlerin ekonomik yönden güçlenmelerini sağlamıştır. Coğrafi keşifler sonucunda Avrupalılar çeşitli kıtalarda sömürge imparatorlukları kurmuşlardır. o Düşünce ve bilim hayatında skolastik düşünce yerine pozitif düşünce egemen olmuştur. Bu durum Avrupa’nın gelişmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını sağlamıştır. o Mezhep birliği bozulmuş, Katolik kilisesi zayıflamıştır. Bu durum Avrupa’da dinden uzaklaşmaya neden olmuş ve Haçlı seferlerinin düzenlenmesini zorlaştırmıştır.  Yeni Çağ’da Avrupa’daki bu gelişmelere yol açan temel olaylar şunlardır.  Teknolojik gelişmeler a) Barutun Ateşli Silahlarda Kullanılması Avrupalılar, Haçlı Seferleri sırasında Müslümanlardan barutu öğrenmişlerdir. Ancak barutun ateşli silahlarda kullanılmasını, Avrupa’yı, özellikle İstanbul’un Türkler tarafından ... Devamı

27 01 2013

5.ünite Zaman İçinde Bilim Boşluk Doldurma

                                                     ZAMAN İÇİNDE BİLİM KONULU BOŞLUK DOLDURMA NOT:İnsanlığın tarih boyunca yaratarak sonraki kuşaklara bıraktığı ...................................ve ............................. değerlerin tümüne .......................... ................................denir. İnsanlığın ortak mirasını;  -...........................................Mirası                  -..............................................Mirası  -...........................................Mirası                  -...............................................Mirası oluşturur. Ortak miras,gelecek kuşaklarda dahil bütün insanlığın ...................................... NOT:Evreni ve evrende olan olayları konu olarak ele alan,deney ve gözleme dayanan,yöntemlerle yasalarla ulaşmaya çalışan sistemli bilgiler bütününe ............................. denir.                                                                           BİLİMİN YOLCULUĞU İnsanların yerleşik hayata geçmesiyle kurulan medeniyetler bilimsel ve kültürel faaliyetlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bilim tarihinde ilk uygarlıklar ......................-......................,............. ve ...... Devamı

27 01 2013

5.ünite Zaman İçinde Bilim Özet

BULUŞLARIN SERÜVENi İnsanların, avladıkları hayvanları kesip parçalamak, kemikleri kırmak için çakılları ve taşları kullandıkları zamandan beri bu aletlerde sürekli devam edecek bir gelişme, teknolojik gelişmeler başlan bulunuyordu.[/color]CAM: Camın hammaddesi kumdur. Kumun yapısında bulunan silisyum dioksit, yüksek sıcaklıkta erir. Camın dayanıklı olmasını sağlamak, yumuşaklığı­nı artırmak ve renk katmak için çeşitli maddeler katılır. Evlerde kullandığımız cam eşyaları­nın dışında yeni yapılan iş merkezlerinin birçoğunun dış yüzeyleri de cam bloklarla kaplanmaya başlanmıştır. Camın hafif olması ve aydınlığı sağlaması ya­nında estetik olması da kullanım alanını genişletmiştir. Mezopotamya'da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi MÖ 3. yüzyıla dayanır. MÖ 1000 yıllarında Mısırlılar cam elde etmeyi başardılar. Suriyeli cam ustaları "Cam Üfleme Tekniği'ni kullandılar. Türklerde cam sanatı Selçuklularla beraber başladı ve İstanbul'un alınışından sonra Osmanlı döneminde gelişti. İstanbul ve çevresinde 14. yüzyılın başlarında "Çeşm-i Bülbül" adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlandı. Türkiye'de ilk cam fabrikası 1934 yılında Paşabahçe'de kuruldu.Çeşm-i Bülbül: Anadolu atölyelerinin çıkardığı bir üründür. Bu teknik, modern cam endüstrisinin ilerlemiş yöntemlerinin bile geleneksel ustaların çalışmalarını geçemediği bir tekniktir.   MÜREKKEP: Günümüzden yaklaşık yedi bin yıl önce Mezopotamya'nın verimli toprak­larında tarımın gelişmesiyle yazılı kayıtlar tut­ma zorunluluğu ortaya çıktı. Babiller ve Mısır­lıların başlangıçta kullandıkları yazma aracı basit çakmak taşı iken, bunun yerini ucu yon­tulmuş &cced... Devamı

27 01 2013

5.ünite ekonomik ve sosyal hayat

  7.SINIF 5.ÜNİTE EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT                                                       TOPRAK ANA                Toprak bütün canlılar için hayat kaynağıdır. Yeryüzündeki yaşam toprak sayesinde devam eder. İnsanlar topraktan tarım faaliyetleri ile yararlanır. Toprak hem bizi beslediği hem de bize vatan olduğu kutsal kabul edilerek “Toprak Ana” olarak anılmıştır.                                       TÜRKİYE'DE TARIM            Tarım, insanların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla toprağı işleyerek ürün elde etmesidir. Bu faaliyet, topraktan çeşitli ürünlerin elde edil­mesinin yanı sıra hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerini de kapsar. Ülkemizde nüfusun yaklaşık yarısı (% 48,4) geçimini tarımla sağlamaktadır. Cumhuriyet Dönemi'nde, ülkemizde tarım olanaklarını artırmak amacıyla; ·         •  Sulama, gübreleme ve tohum ıslahına önem verilmiş, ·         •  Tarımda makineleşme ile birlikte modern tarım yöntemleri uygulanmaya başlanmış, ·         •  Ziraat Bankası, Toprak Mahsulleri Ofisi Tarım Kooperatifleri kurulmuş, ·  &... Devamı

27 01 2013

5.ünite Ekonomik ve Sosyal Hayat

   7.SINIF 5.ÜNİTE EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT                                                                         TOPRAK ANA                Toprak bütün canlılar için hayat kaynağıdır. Yeryüzündeki yaşam toprak sayesinde devam eder. İnsanlar topraktan tarım faaliyetleri ile yararlanır. Toprak hem bizi beslediği hem de bize vatan olduğu kutsal kabul edilerek “Toprak Ana” olarak anılmıştır.                                       TÜRKİYE'DE TARIM            Tarım, insanların ihtiyaçlarınıkarşılamak amacıyla toprağıişleyerek ürün elde etmesidir. Bu faaliyet, topraktan çeşitli ürünlerin elde edil­mesinin yanısıra hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerini de kapsar. Ülkemizde nüfusun yaklaşık yarısı(% 48,4) geçimini tarımla sağlamaktadır. Cumhuriyet Dönemi'nde, ülkemizde tarım olanaklarınıartırmak amacıyla; ·          •  Sulama, gübreleme ve tohum ıslahına önem verilmiş, ·          •  Tarımda makineleşme ile birlikte modern tarım yöntemleri uygulanmaya başlanmış, ·       ... Devamı

27 01 2013

6.ünite yaşayan demokrasi

  7.SINIF SOSYAL BİLGİLER (YAŞAYAN DEMOKRASİ)                       KURULTAYDAN MECLİSE   Orta Asya Türklerinde Kurultay   Ø         Eski Türklerde siyasi, askerî ve ekonomik kararların alındığı meclise toy ya da kurultay adı verilirdi. Ø         Orta Asya Türk devletlerinden biri olan Hunlarda her yıl ilkbaharın beşinci ayında (Hazi­ran ayı) devlet işlerinin görüşüldüğü kurultay top­lanırdı. Çeşitli şenliklerin ve spor etkinliklerinin yapıldığı bu toplantılarda bir taraftan da devlet iş­leri görüşülerek karara bağlanırdı. Bu meclislere ileri gelen boylar davet edilir, gelmeyenler devleti protesto etmiş kabul edilirdi. Bu toplantılarda hü­kümdarların yanında her zaman hatun denilen hanımı oturur ve bazı elçileri kabul edebilirdi. Ø         Türkler hükümdara devleti yönetme yetki­sinin Tanrı tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrı tarafından verilen bu yönetme hakkına kut inancı denirdi. Kutun kan yoluyla hükümdarın tüm erkek çocuklarına geçtiğine inanılırdı. Ø         Bütün hanedan üyelerinde kut olduğun­dan kendine siyasi ve askerî bakımdan güvenen kişi taht mücadelesine girebilirdi. Bu durum Türk devletlerinde bölünmeye neden olurdu. Ø         Devletin devamı için baba - oğul veya kardeşlerin birbirleriyle mücadelesi normal karşı­lanırdı. Ø         Türk devletlerinde hükümdar... Devamı

27 01 2013

6.ünite Türkiye Cumhuriyetinin Nitelikleri

Türkiye Cumhuriyetinin Nitelikleri Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan hakları saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel  ilkelere dayanan demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. ( 2. madde). 29 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyet ilan edilerek, meclis hükümeti sisteminden parlamenter sistemine geçildi. Mustafa Kemal, cumhurbşkanı seçildi. Artık halkın her egemenliğinle belli oldu.   Böylece ülkenin çağdaşlığı ve modernliğini anlamında bir adım daha atılmış oldu. Anayasa; bütün yasaların üzerinde olan, ülkemizin temel yasasıdır.   Anayasamızın ilk dört maddesi değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Bu maddeler şunlardır; 1. Madde: Türkiye devleti bir cumhuriyettir. 2. Madde: Türkiye Cumhuriyeti, toplum huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Ataürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.   3. Madde: Türkiye devleti, milliyetiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununla belirtilen; beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı İstiklal Marşı ‘ dır. Başkenti Ankara’ dır.   4. Madde: Anayasamızın ilk üç maddesi değitirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Türkiye Cumhuriyeti; 1.Demokratik bir devlettir; Demokraside, egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir. Demokrasilerde halk belirli aralıklarla sandığa gider ve kendisini  yönetecek olan insanları seçer. 18 yaşını doldurmuş her Türk genci de oy kullanabilir. Demokratik devletlerde, insanlar özgürce düşünür ve düşündüklerini ifade ede... Devamı

27 01 2013

ÜLKELER ARASI KÖPRÜLER ÜNİTESİ BOŞLUK DOLDURMA

                                  ÜLKELER ARASI KÖPRÜLER ÜNİTESİ  BOŞLUK DOLDURMA Osmanlı Devleti’nin yıkılış dönemi ................. ............................... ile başlar,1-Kasım-1922’de TBMM’nin ............................. kaldırması ile sona erer. 20.Yüzyılda (Yıkılış Döneminde) Osmanlı Padişahları:.......................................................,....................................................., ....................................(Vahdettin) NOT:20.yy’a gelindiğinde Osmanlının Kuzey Afrika’da kalan son toprak parçası .........................idi.Çünkü  Fransızlar 1830’da ................................‘i ve 1881’de ........................’u ,İngilizler 1882’de .............................’ı işgal etmişlerdi.Ayrıca bu sırada siyasi birliklerini tamamlayan İtalya ve Almanya’da gelişen sanayileri için sömürge arayışına başlamışlardı.   1911-1912 TRABLUSGARP SAVAŞI: ......................... Savaşı ........................ Devleti ile ........................ arasında yapılmıştır. Savaşın Nedenleri: -................................ gelişen sanayilerine ............................... ve ................... sağlamak için ............................. arayışı içinde olması. -Trablusgarp’ın  uygun ............................. konumu (hemen İtalya’nın güneyinde yer alması) ve Osmanlının burayı savunacak ..................... gücünün olmamasıdır.  İtalya,Osmanlı Devleti’nden Trablusgarp topraklarını istemiş,isteği reddedilince de Trablusgarp  ve Bingazi’ye asker çıkarmışlardır.Osmanlının Trablusgarp’ı savunmak için yapabildiği tek şey ............................. Devamı