25 12 2008

Mimar Sinan'in Sifresi

Mimar Sinan'in Sifresi
 
 
 Gelin size Sinan'ın,  Leonardo da Vinci ile yarışacak dehasını
anlatayım. Sizleri, büyük ustanın  kalfalık eserim dediği
Süleymaniye'nin şifreleriyle tanıştırayım. Akıllara  durgunluk verecek
gizemli bir yolculuğa çıkmaya hazır  olun.
 
   Süleymaniye Camii,   Kanuni Sultan Süleyman tarafından
imparatorluğun gücünü ve görkemini  göstermek adına inşa ettirildi. Bu
görev, tarihin en büyük ustası  Mimarbaşı Sinan'a verildi. Camii ve
külliyesi 7 senede bitirildi. Ancak 7  yıllık bu uzun süre Kanuni'nin
canını sıkmıştı. Sinan'ın yapıyı neden bir  türlü açmadığını
anlamamıştı. O sırada her taraftan da dedikodular yağmaya  başladı
Sultan'a. 'Sinan caminin ortasında oturuyor ve nargile  tüttürüyor'
dediler Muhteşem Süleyman'a. Kanuni durumu kendi  gözleriyle görmek
için bir ikindi vakti Süleymaniye'ye  gitti.
 
   Muhteşem yapının içine  girdiğinde Sinan tam da söylendiği gibi
caminin ortasında oturmuş  nargilesini tüttürmekteydi. Sultan
gözlerine inanamadı. Tok sesiyle ve  bütün haşmetiyle ''Bu ne iştir
Mimarbaşi'' diye haykırdı. Oysa  Mimar Sinan'ın içtiği nargilede
tömbeki yoktu. İçtiği sadece suydu. Usta  mimar, nargilenin
fokurtularını dinleyerek caminin akustiğini ölçmeye  çalışıyordu.
Mihraptaki imamın sesini, aynı oranda bütün camiye nasıl
ulaştıracağını hesaplıyordu. Bunun için Anadolu'nun değişik
köşelerinden  65 tane dev turşu küpü getirtti.  Bu küpleri içleri boş,
ağızları  dışarıya gelecek şekilde kubbenin eteklerine dizdirdi.
Amacına ulaşmıştı  Mimarbaşı. Sesi, yüzlerce metrekarelik mekanın her
köşesine, en iyi  şekilde yaymayı başarmıştı. Kanuni de, Sinan'ın
niyetini anlamış, ustasını  hemen bağışlamıştı.
 
    Mimar Sinan yapının içine bir  de hava koridoru inşa etti.
Elektriğin henüz bulunmadığı o yıllarda,  Süleymaniye 275 dev kandille
aydınlatılıyordu. Sinan, bu kandillerden  çıkan is camiye zarar
vermesin ve cemaati rahatsız etmesin diye orta  kapının üzerine küçük
bir odacık yaptırdı. Binanın değişik köşelerine  açtığı oyuklardan
giren  islerin bu odada toplanmasını  sağladı.
 
   Şaşırdınız değil mi? Durun,  daha bitmedi… Ve adına da İs Odası
denilen bu bölmenin içine özel bir  nemlendirme sistemi kurdu Sinan.
Odada toplanan islerden, dönemin en  kaliteli mürekkebini damıttı.
Süleymaniye'nin duvarlarında gördüğünüz o  muhteşem kalem işleri,
yazılar, süslemeler, caminin kandillerinden çıkan  isten damıtılan o
mürekkeple yapıldı.  Tekrar altını çiziyorum,  bunlar günümüzden 458
yıl öncesinin bilimiyle, teknolojisiyle  yapıldı.
 
    Son bir şifre daha  var.. Hani oyuklar var dedim ya isin bir odada
toplanmasını sağlayan, hava  akımını içeri alan. Dışarıya çıkıp o iki
oyuktan içeriye baktığınızda,  birinden caminin içindeki Allah,
diğerinden ise Muhammed yazılı dev  levhaları görürsünüz. Ayrıca
Süleymaniye'nin hangi köşesini, hangi  duvarını, hangi açısını
ölçerseniz ölçün, sayısal olarak karşınıza Allah  kelimesinin ve
katlarının çıktığını görürsünüz.
 
   Alın işte size sırlarla,şifrelerle dolu bir mabet. Da Vinci
şifresini yaya bırakacak bir maharet.

0
0
0
Yorum Yaz