25 12 2008

ATATÜRKLE İLGİLİ ANILAR

ATATÜRKLE İLGİLİ ANILAR

 

·         MUSTAFA KEMAL VE GENERAL TOWNSHEND

 

Birinci Dünya Savaşında Irak'ta İngilizlerle savaşıyorduk. Bir aralık ele geçirdikleri Kutülemara Kalesi'ni az sonra bizim ordu çevirmiş, epey uğraştıktan sonra düşürmüş, içindekileri de komutanları general Townshend ile birlikte tutsak etmişti. Komutan İstanbul'a getirilerek savaşın sonuna değin Heybeliada'da gözaltı edilmiş, bırakışma olunca da yurduna dönmüştü.

 

Anadolu'da Kurtuluş Savaşı başladıktan sonra General Townshend'in güney kıyılarındaki limanlardan birine geldiği ve Mustafa Kemal ile görüşmek istediği bildiriliyor. Ata onu Konya'da kabul ediyor, ama ikisi karşılaşınca general şaşkın şaşkın duraklıyor ve şöyle bir konuşmaya yol açıyor:

 

- Af edersiniz, görüyorum ki işin içinde isim benzerliğinden doğan bir yanlışlık var, ben sizi başka Kemal sanmıştım.

 

- Nasıl bir Kemal ?

 

- Kutülemara'da ordumla birlikte çevrilmişken karşı tarafta Kemal adlı çok centilmen bir komutan vardı. Onunla hasım olmakla birlikte aynı zamanda çok da dost olmuştuk. Bu işin başına onun geçtiğini sandım da...

 

- Onunla dost olduğunuz gibi benimle de dost olabilirsiniz. Buyurun, oturun.

 

General oturur. İki insan birbirini anlamakta gecikmezler. Biri karşısındakinin nasıl kutsal bir dava peşinde olduğunu, öbürü de ötekinin hala hasım durumunda olan bir devletin generali olmakla birlikte ne denli insanca düşündüğünü görür.

 

General hayran kaldığı yeni dostuna birkaç gün konuk olduktan sonra ayrılmak için izin isteyince Paşa şöyle bir öneride bulunur:

 

- Ben Ankara'ya döneceğim. Orada içlerinde sizin doğrudan doğruya kendi dilinizle konuşabileceğiniz kimseler de bulunan arkadaşlarım var. İster misiniz birlikte gidelim? Onlarla da tanışmış olursunuz.

 

Ankara'ya dönüyorlar. General orada yeni tanıdıklar ediniyor. Yurduna dönmek üzere vedalaşırken Paşa ona soruyor:

 

- Arkadaşlarımı nasıl buldunuz?

 

- Çok centilmen insanlar, ancak korkarım ki içlerinde sizi benim anladığım ölçüde henüz anlamamış olanlar vardır.

 

Paşanın karşılığı şu olmuş:

 

- Bunu biliyordum; fakat bu halin size de sezdirecek derecede olduğunu şimdi anlamış oluyorum.

 

10 KASIMLA İLGİLİ BİR ANI

                      

Her şeyden önce 10 Kasım, ülkemiz tarihine kara bir gün olarak geçmiştir. Büyük önder Atatürk'ün ölümü, sadece Türk milleti olarak bizde değil, dost ve kardeş ülkelerle birlikte, savaştığımız düşman ülkelerde de derin bir üzüntüye sebep olmuştur.  

         Bu yazıda sizlere babam Durmuş Ünal'ın bana 10 Kasımla ilgili anlattığı ve yaşadığı bir hatırayı onun ağzından anlatacağım.

         Bir kış sabahı, yaklaşık 7-8 km. uzakta komşu köyde bulunan okuluma gidiyordum. Kar yağışı yüzünden yollarımız 6-7 gündür kapalı, dolayısıyla ilçeyle de bağlantımız kesikti. 1938 yılında on yaşındaydım ve ikinci sınıfta okuyordum. Yolda, yarısı çamura batmış, bir kısmı kardan ıslanmış, muhtemelen eski bir gazete parçası buldum. Gazeteye baktığımda heyecanla ve biraz da şaşkınlıkla ulu önderin öldüğünü ve ulusal yas ilan edildiğini okudum. Sınıfa daha çabuk ulaşabilmek ve bu haberi vermek için koşmaya başladım. Hızla okul kapısından içeri daldım. "Öğretmenim, Atatürk ölmüş! Atatürk ölmüş!"diye bağırmamla beraber tokadı yemem bir oldu. Öğretmenimiz rahmetli H. Avni Bey kızmış, şaşırmış, bir yandan da "Atatürk ölmez, ölemez..."diye mırıldanıyordu kendi kendine... Şaşkınlıkla gazeteyi kaptı ve kendi odasına kapandı.

         Yaklaşık bir saat sonra sınıfımızın kapısında gözleri yaş dolu, sanki bir saatte on                        yıl yaşlanmış olan öğretmenimiz gözüktü. Kısa bir sessizlikten sonra başladı konuşmaya... "Çocuklar, dört gün önce ulu önderimiz M. Kemal Atatürk'ü kaybetmişiz. Arkadaşınızın tesadüfen bulduğu gazete olmasaydı, belki de birkaç gün daha bu acı olayı öğrenemeyecektik. Hepimizin başı sağ olsun... Durmuş oğlum, maalesef haberin doğruymuş. Sen de tokadı hakketmemişsin."

                   İki günlük bir tatilden sonra tekrar okula gittik. Öğretmenimizin saçları beyazlamış, yüzü sanki biraz daha çökmüştü. Sonraki yıllarda, Atatürk'ün yokluğunu biz de daha çok hissetmeye başlamıştık...                                                                                

                                                                          

  Ertuğrul ÜNAL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ATATÜRK'E GÖREVİMİZ

                  

Atatürk ileri görüşlü , çağdaş , uygar bir önder ve ayrıca bu özelliklerini tüm

insanlığa aşılama amacıyla yaşamış bir dehadır.

         Atatürk , elli yedi yıllık hayatına birçok başarı sığdırmıştır. Harap ve bitap düşmüş

olan Türk ordusunu ayakta tutmuş , ordunun katılmış olduğu savaşlardan zaferle

ayrılmasını sağlamıştır.

         Atatürk , bunlarla yetinmeyip Türk devletini baştan aşağı yenilemiştir. Cumhuriyeti

kurarak Türkiye'yi demokratik bir devlet haline getirmiştir. Okunması ve anlaşılması güç

olan Arap alfabesini kaldırıp yerine Türk alfabesini koymuştur. Ayrıca çarşaf , fes , cübbe

gibi kıyafetleri kaldırıp , daha çağdaş kıyafetler kullanılmasını sağlamıştır. Daha buna

benzer birçok yenilik yapmıştır.

         Yaptığı inkılap ve devrimlerle Türkiye'yi daha uygar bir devlet haline getirmiştir.    

         Ayrıca "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir."diyerek bilime de önem vermiştir.

         Atatürk'ün de dediği gibi bizim görevimiz ;"Türk bağımsızlık ve Cumhuriyetini

korumaktır ,muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur!"

                                                                                          Mehmet Ali BİLİCİ

              

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

10 KASIM

On Kasım, Türk milletinin yıllarca sürecek üzüntüsünün başladığı gün. Küçük büyük,

genç yaşlı herkesin ağlamaktan , üzüntüden yorgun düştüğü gün. Ata'nın öldüğü gün.

Yıllarca kendini Türk milletine adamış Atatürk. Savaşarak , bize şu anda üzerinde

yaşadığımız bu güzel vatanı hediye etmiş. Değiştirmiş Türk insanını, onun kıyafetini yenilemiş,onu cahillikten kurtarmış.

Bizlere ve bizden sonrakilere seslenmiş;"Ey Türk Gençliği!" diyerek... Eğer bir gün

vatanımızı koruma mecburiyetine düşersek ucunda ölüm bile olsa asla geri çekilmememizi istemiş bizden. Bizler de Ata'mızın bu isteğine canımız pahasına da olsa kulak vereceğiz.

O gün ,on Kasım günü, hayata yummuş gözlerini. Ardında Atalığa uzanan hayatını

ve tüm gençlerin mirası olan vatanımızı bırakarak...

Ruhun şad olsun ölümsüz Atatürk...              

                                                                                                          Sinem YAĞCI

 

                                 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TÜRK ULUSUNU KİM KURTARDI?

Atatürk , sık sık okulları ziyaret eder, öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu.

           Yine bir gün, bir gezisi sırasında bir liseye uğramıştı. Okul müdürüne bir tarih dersini izlemek istediğini söyledi. Müdür, programı inceledi ve Atatürk'ün girebileceği sınıfı belirledi.

           Atatürk , yanında birkaç arkadaşı ve okul müdürü ile birlikte belirlenen sınıfa girdiler. Bir rastlantı olacak, o derste işlenen konu da "Kurtuluş Savaşı"idi.

           Öğrenciler bu konu için önceden hazırlanmışlardı. Öğretmen, bir öğrenciyi kaldırdı. Ona bu savaşa ilişkin olarak neler biliyor ise anlatmasını söyledi. Öğrenci, büyük bir heyecan içinde, ama bir öz güvenle Kurtuluş Savaşı'nın evrelerini ve sonucunu anlattı. Bu savaşın Türk ulusu için çeşitli yönlerden taşıdığı önemi belirtti.

           Başta Atatürk olmak üzere herkes, öğrenciyi hiç sözünü kesemeden dikkat ve ilgi ile dinlediler. Öğrenci konuşmasını bitirince ulu önder:              

           -Bir şeyi söylemeyi unuttun,dedi,Türk ulusunu kim kurtardı?

           Öğrenci, hiç duraksamadan, inançlı bir sesle şu karşılığı verdi:

           -Ata'mız kurtardı...Siz kurtardınız!

           Atatürk ,öğrencinin şüphesiz içten duygularını da yansıtan bu cevabını doğru bulmadı. Bulunduğu yerden bir iki adım öne ilerledi, gözlerini kısa bir süre tek tek öteki çocuklar üzerinde gezdirdikten sonra:

           -Hayır çocuğum ! Hayır çocuklar! Türk ulusunu kendi kanı kurtarmıştır!

 

0
0
0
Yorum Yaz