8. SINIF INKILAP TARİHİ ve ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTLARI

2013-01-28 09:35:00

 

8.SINIF INKILAP TARİHİ ve ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTLARI

kurtuluş savaşı gerçekte yoktur

METİN GEÇMİŞ

SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMENİ

 

ÜNİTE 1: BİR KAHRAMAN DOĞUYOR

KONU 1: BATIYA ERKEN AÇILAN KENT SELANİK

*Selanik , dönemin önemli liman ve ticaret şehirleri(Manastır,Üsküp,Belgrat,İstanbul vb.) ile bağlantısı olan- Rumeli’de yer alan - Rum ,Sırp Bulgar, Errmeni ,Yahudi gibi milletlerin bir arada yaşadığı bir şehirdi.(Farklı kültür, inanç,düşünceler)

*19.yyla kadar devam eden huzur ve istikrar ortamı Fransız İhtilali’nin ortaya çıkardığı milliyetçilik akımının etkisiyle çatışma ortamına sürüklenmiştir.

*Bu çatışma ortamından ve devleti parçalanmaktan kurtarmak amacıyla Osmanlı aydınları bazı çareler aramış bunun sonucunda  yeni düşünce akımları ortaya çıkmıştır.Bunlar;

1-Osmanlıcılık:Bu fikir akımına göre Osmanlı Devleti içindeki tüm milletler bir ‘’Osmanlılık’’ duygusu ile Osmanlı milleti haline getirilmelidir.Böylece devlet içindeki değişik milletlerin ayaklanmaları önlenmiş olacaktır.

2-İslamcılık:Bu akıma göre ,devletin parçalanmasını engellemek için müslüman milletler Osmanlı halifesinin liderliğinde tek bir çatı altında birleşmelidir.

3-Türkçülük:Osmanlı Devleti içinde yaşayanTürkleri milli bir duygu ile bilinçlendirmeyi

amaçlamıştır. Balkan Savaşlarından sonra Osmanlıcılık akımının  zayıflaması ile Osmanlı yönetimine hakim olan düşünce akımıdır.

**Turancılık :Dünya da ki Tüm Türkler

4-Batıcılık:Osmanlı Devleti’nin  kurtuluşunun tek yolunun batıya ayak uydurmaktan geçtiğini savunan fikir akımıdır.

 **Bu fikir akımlarının hiçbiri Osmanlı Devleti’nin parçalanmasını engelleyememiştir.

MUSTAFA’ DA ÇOCUKTU

*M.Kemal 1881 yılında Selanik’in Koca Kasım Mahallesi Islahane Caddesi’ndeki evinde dünyaya geldi.

*Annesi Zübeyde Hanım Konyadan Rumeli’ye göç eden bir ailenin kızıdır.Babası Ali Rıza Efendi Aydın’nın Söke tarafından gelmiş ,mesleği gümrük memurluğu olan iyi eğitimli biri idi.

*Zübeyde Hanım ve Ali Rıza Efendi’nin evliliklerinden altı çocuk dünyaya gelmiş Mustafa ve Makbule dışındaFatma ,Ahmet,Ömer,ve Naciye küçük yaşlarda ölmüşlerdir

 

 

 

 

KONU 2: M.KEMAL OKULDA

*Mahalle Mektebi:Mustafa, önce annesinin isteğiyle mahalle mektebine gitti.

*Şemsi Efendi İlkokulu:Mahalle mektebinde  modern eğitim uygulanma­dığından Şemsi Efendi İlkokuluna başladı. Şemsi Efendi İlkokuluna devam ederken baba­sını kaybetti. Bunun üzerine kısa bir süre öğrenimine ara vermek zorunda kaldı.

Babasının ölümüyle aile zor durumda kaldı. Zübeyde Hanım, oğlu Mustafa ve kızı Makbule ile birlikte Selanik yakınlarında çiftlik işleten kardeşinin yanına gitti.

*Selanik Mülkiye Rüştiyesi:Mustafa'nın öğrenim görmemesi annesini çok üzüyordu. Bu nedenle Zübeyde Hanım oğlunu öğreni­mine devam etmesi için tekrar Selanik'e gönderdi.Mustafa, Selanik'te Mülkiye Rüştiyesine (sivil ortaokul) yazıldı (1892).

*Selanik Askeri Rüştiyesi:Mustafa Kemal'in arzusu asker olmaktı. Askerî okul sınavına girdi ve başarılı oldu. Selanik Askerî Rüştiyesine (Selanik Askerî Ortaokulu) kaydoldu.

Mustafa bu okulda, zekâsı ve üstün yetenek­leriyle öğretmenlerinin sevgisini kazandı.

Doğduğunda kendisine "Mustafa" adı verilmişti. "Kemal" adını ise bu okuldaki matematik öğretmenin­den almıştır.

*Manastır Askerî İdadisi:Mustafa Kemal, Selanik Askerî Rüştiyesini bi­tirince Manastır Askerî İdadisine yazıldı (1895).

Manastır kenti ve girdiği bu okul Mustafa Ke­mal'in ülke sorunları, vatan ve millet sevgisi, milliyetçi­lik, bağımsızlık, özgürlük gibi düşüncelerinin gelişme­sinde önemli rol oynamıştır

*Harp Okulu:Mustafa Kemal, Ma­nastır Askerî İdadisini bitirdik ten sonra İstanbul'a gelerek Harp Okulunun piyade sınıfına girdi (1899).Teğmen olarak mezun oldu.

*Harp Akademisi:Harp Okulundan sonra öğre­nimine İstanbul Harp Akade­misi, kurmay sınıfında devam etti.

(1902). Derslerinin yanı sıra, ülkenin içinde bulunduğu siyası durum ve sorunları ile yakından ilgilendi.

Mustafa Kemal, Harp Akademisini kurmay yüzbaşı olarak bitirdi (11 Ocak 1905). Böylece orduda görev almaya hazır bir kurmay subay oldu

 

 

 

 

 

 

KONU 3: CEPHEDEN CEPHEYE MUSTAFA KEMAL

(Kurtuluş Savaşı’na-1919-  kadar M.Kemal’in askeri başarıları hakkında)

*Şam’a atanması(1905):İlk görev yeri olarak  Şam’a 5. Ordu emrindeki 30. Süvari Alayına atandı.. Burada subaylara askeri bilgiler verecek ve bölgedeki asayişi sağlayacaktı.

Suriye'de bulunduğu sırada yakın arkadaş­larıyla Vatan ve Hürriyet Derneğini kurdu (Ekim 1906).

1907'de kolağası olarak Şam 5. Ordu Komu­tanlığında, oradan da aynı yıl içerisinde Manastır 3. Ordu Komutanlığında görevlendirildi.

*31 Mart Olayı (1909):İstanbul'da meşrutiyet karşıtlarının çıkardığı 31 Mart Ayaklanmasını bastırmak ve düzeni sağlamak amacıyla hazırlanan Hareket Ordusu’nda kurmay yüzbaşı olarak Mahmut Şevket Paşa ile birlikte görev yaptı.

*Trablusgarp Savaşı (1911):İtalya'nın Trablusgarp'a saldırması üzerine kaçak yollarla Mısır üzerinden Trablusgarp'a gitti. Mustafa Kemal, Enver Paşa Derne ve Tobruk'ta İtalyanlara karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Bu başarılarından dolayı Mustafa Kemal binba­şılığa terfi ettirildi.

Balkan Savaşlarının başlamasıyla Trablusgarp'tan ayrılmak zorunda kaldı.1912 yılında İtalyanlarla Uşi Antlaşması yapıldı.Bu analaşmaya göre:

**K.Afrikadaki son toprak parçası Trablusgarp ve Bingazi İtalyanlara verildi.

-Oniki adageçici olarak İtalyanlara bırakıldı.

I. BALKAN SAVAŞI(1911-12)
Nedenleri:- Fransız ihtilâlinin etkisi ile milliyetçilik hareketlerinin yaygınlaşması - Rusya'nın Akdeniz'e inmek için Balkan halklarını kışkırtması(Panslavizm)

 - Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp savaşında yenilmesi ve iyice zayıflaması
*** Balkan Devletlerinin Karadağ, Sırbistan,Yunanistan, Bulgaristan 1912 Ekim ayında, Osmanlı Devleti'ne saldırmasıyla savaş başlamıştır. Savaşı Osmanlı Devleti kaybetmiştir.
Bu kargaşadan yararlanan Arnavutluk bağımsızlığını ilân etmiştir.
Londra Konferansı (1913)
Balkan Devletleri İle Osmanlı Devleti arasında imzalanmıştır.
- İmroz ve Bozcaada dışındaki adalar Yunanistan'a verildi.
- Midye-Enez hattı Bulgaristan ile sınır kabul edildi.
- Midye-Enez çizgisinin batısındaki topraklar kaybedildi.
II. BALKAN SAVAŞI(1912-13)
Nedeni: - Londra Antlaşmasında Bulgaristan'ın fazla toprak kazanması -Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ'ın Romanya'yı da yanlarına alarak Bulgaristan'a savaş açmaları
Sonucu:
Bulgaristan savaşı kaybedince Osmanlı Devleti'de bu durumdan yararlanarak Edirne ve Kırklareli'yi tekrar geri almıştır. Savaş sonucunda Bulgaristan'la "İstanbul Antlaşması" imzalanmıştır. Buna göre Edirne, Kırklareli, Dimetoka, Osmanlı'ya Kavala ise Bulgaristan'a verildi.
Yunanistan ile de "Atina Antlaşması" imzalanmış, Selanik, Yanya ve Girit adası Yunanistan'a verilmiştir.

NOT: Bab-ı Ali Baskını ile İttihat Terakki Cemiyeti Yönetimi ele geçirerek padişahı etkisiz hale getirdi. 1918’e kadar yönetimde İttihat ve Terakkinin sözü geçti.

*Sofya Askeri Ataşeliğine Atanması:Mustafa Kemal 1913 yılındaSofya Askeri Ataşeliği’ne atandı . Mart 1914'te yarbaylığa yükseldi.

*Çanakkale Savaşı (1915):Mustafa Kemal'in askeri yönden tanınmasını sağlayan, I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesin­deki savaşlar olmuştur.

Mustafa Kemal Çanakkale Cephesi'nde üstün bir askerlik yeteneği sergileyerek önemli savunmalar yaptı.Mustafa Kemal ve emrindeki tümen, Anafartalar ve Arıburnu'nda düşmanı ağır bir yenilgiye uğ­rattı.

*Kafkasya Cephesi(1916):M.Kemal Çanakkale’deki başarılarının ardından Ruslara karşı mücadele verilen Kafkasya cephesinde 16.Kolordu komutanı olarak görevini sürdürdü.Burada Ruslar karşısında dağınık halde olan birlikleri bir araya getirerek Rusların elinden Muş  ve Bitlisi geri almayı başardı.

*Suriye Cephesi(1917):7. ordu komutanlığına atandı.Alman komutan ile düştüğü anlaşmazlık sebebiyle istifa etmiş İstanbul’a dönmüştür.1918 yılında  7.ordunun da bağlı olduğu Yıldırım Orduları Grubuna komutan olarak atanmış,burada Arap ve İngiliz kuvvetlerini durdurmayı başarmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KONU 4: DÖRT ŞEHİR VE MUSTAFA KEMAL

(M.Kemal’in Fikir Hayatının oluşumunda etkili olan Selanik,Manastır,Sofya ve İstanbul hakkında)

SELANİK

* M.Kemal Selanik siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan çevre ül­kelerden çok fazla etkilenen bir bölge idi.

*Bü­yük devletlerin yayılma ve nüfuz alanlarının en çok etkilediği Selanik şehri aynı zamanda Balkan  milletlerinin Osmanlı'ya karşı ayak­lanmalarına da merkezlik yapmıştır.

*M.Kemal 1907 askeri görevle geldiği Selanik’te burada faaliyet halinde bulunana İttihat ve Terakki Cemiyetine katıldı. İttihat ve Terakki Cemiyetinin çalışmaları sonucunda II.Meşrutiyet ilan edildi.(1908)

*Bir müddet sonra M.Kemal ordunun siyasetten ayrılması gerektiğini düşündüğünden ve İttihat ve Terakki ile olan fikir uyuşmazlıkları sebebiyle  cemiyetten ayrıldı.

MANASTIR

* Mustafa Kemal Askeri idadide öğrenim görmek üzere geldiği Manastır’da vatan ve hürriyet şairi Namık Kemal,Türkçülüğü savunan Mehmet Emin Yurdakul ile tanıştı.

*M.Kemal’in tarih bilincinin gelişmesinde öğretmeni Mehmet Tevfik Bey’in rolü büyüktür.

*Burada bazı Fransız düşünürlerinin eserleriyle tanıştı.

* 1897 Türk-Yunan Savaşı-savaşta başarılı olunmasına rağmen barış masasında istenilenin alınamaması-M.Kemal’i derinden etkiledi.

İSTANBUL

*M.Kemal’in başkente ilk gelişi eğitim amaçlıdır Harp Okulu ve Harp Akademisi.

* M.Kemal, İstanbul devletin başkenti olduğu için devletin içinde meydana gelen her türlü gelişmeyi,ayrıca Avrupadaki gelişmeleri de yakından takip  edebilmiştir.

SOFYA

*Mustafa Kemal, 27 Ekim 1913'te Sofya As­keri Ateşeliği'ne atanmıştır. Balkan­ların ekonomik, politik ve sosyal ortamında bütün azınlıkları, dış güçleri, bunların emellerini ve çeşitli dinleri tanımış;  bu büyük karışıklık ortamında kendini yetiştirmişti.

 

 

 

 

 

 

 

KONU 5: MUSTAFA KEMAL LİDERLİK YOLUNDA

ATATÜRK’ÜN ÇEŞİTLİ ÖZELLİKLERİ VE YÖNLERİ:

Vatanseverliği:Ulusu için her şeyi yapmasıdır. “Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere canımı vereceğim.” Sözü buna örnektir.

İdealistliği:Hedeflerine ulaşmak için yılmadan çalışmaktır-vazgeçmemektir.“Hizmet edenler namus vazifelerini ifa etmiş olmaktan başka bir şey yapmamışlardır.” diyerek belirtmiştir.

İleri Görüşlülüğü:Geleceği doğru tahmin etmektir. İstanbul’da İtilaf donanmalarını görünce : “ Geldikleri gibi giderler.” buna örnektir.

Çok Cepheliliği (Yönlülüğü):eğişik alanlarda bilgili ve etkili olmasıdır. M. Kemal iyi bir asker,yönetici ve hukuk adamıdır.

Mantıklılığı:Yaptığı işlerde mantık kurallarına uymasıdır. Büyük ve gereksiz hayallere kapılmamaktır.

Gurura ve Ümitsizliğe Yer Vermemesi:Yaptıkları işlerle gururlanmaz. Kurtuluş Savaşını kazandığında “Savaşı Türk Milleti kazanmıştır.” Demiştir

Hakikati Arama Gücü:Gerçekleri  araştırmasıdır.

Yaratıcı Zihniyeti:Yeni fikirler ortaya koyabilmesidir.

Devrimcidir:Yeni oluşumlar sağlayabilmesi.

Akıl Ve Bilime Önem Vermesi:Atatürk akıl ve bilime her zaman öncelik vermiştir. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” demiştir.

Sabırlı ve Kararlıdır-Açık sözlüdür-- Sanatseverdir: Disiplinlidir--Barışçı Olması.

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 2: MİLLİ UYANIŞ:YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER

KONU 1: OSMANLI DEVLETİ HANGİ CEPHEDE?

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI (1914-1918)

Birinci Dünya Savaşı’nın Genel Sebepleri:

ü       Fransız İhtilalı'nın Etkisi         

ü       Hammadde Ve Pazar Arayışı Sonucunda Ortaya Çıkan Sömürgecilik Yarışı

ü       Devletlerin Bloklara Ayrılması Ve Silahlanma Yarışı

Özel Sebepler:

İngiltere:Almanların güçlenmesini engellemeye çalışmıştır. Amacı sömürgelerini korumaktır.  Ortadoğu’daki zengin petrol yataklarına göz dikmiştir.

Almanya:Siyası birliğini geç kurduğundan sömürgecilik yarışına geç katılmıştır. Sömürgecilik yarışında İngiltere'ye karşı rekabete girmiştir. Amacı sömürge elde etmektir.

İtalya:  Balkanlarda üstünlük Kurmaya çalışmaktadır. Henüz yeni gelişmektedir. Büyük devletlerin desteğine ihtiyaç duymaktadır.

Avusturya – Macaristan:Rusya'nın Balkanlardaki faaliyetlerinden rahatsızdır. Balkanlardaki konumunu korumak amacındadır. Osmanlı Devleti gibi nüfusu farklı millet ve mezheplerden oluşmaktadır.

Fransa:1789’da gerçekleşen ihtilal sadece bu ülkeyi değil tüm dünyayı derinden etkilemiştir. Avrupa’da 1815 Viyana Kongresi ile sınırlar yeniden çizilmeye başlamıştır.

Almanya'ya kaptırdığı kömür yatakları bakımından zengin olan Alsas-Loren bölgesini geri almak istemektedir.

Rusya:Panslavizm politikası izleyerek Balkanlardaki etkinliğini artırmak ve sıcak denizlere inmek istemektedir. Boğazları almak en büyük arzusudur. Balkanlarda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile ters düşmektedir.

                               BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI


İTİLAF DEVLETLERİ                                  

ü       İNGİLTERE                             

ü       FRANSA                                                              

ü       İTALYA

ü       ABD

ü       ROMANYA

ü       YUNANİSTAN

ü       JAPONYA

İTTİFAK DEVLETLERİ

ü       ALMANYA

ü       AVUSTURYA-MACARİSTAN

ü       OSMANLI İMPARATORLUĞU

ü       BULGARİSTAN

İtilaf:Anlaşma, uyuşma, uzlaşma

İttifak: Anlaşma, uyuşma, bağlaşma.


 

Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesiyle;

ü       Yeni cepheler açılmış,

ü       Savaş geniş bir alana yayılmış,

ü       Savaşın süresi uzamış,

ü       İtilaf devletlerinin Rusya'ya yardım göndermesi engellenmiştir.

A)Taarruz Cepheleri      

B)  Savunma Cepheleri                                                 

 

C)Yardım Cepheleri  

 

ü       Kafkas Cephesi                                 

ü       Kanal Cephesi                

 

ü       Çanakkale Cephesi 

ü       Suriye-Filistin Cephesi   

ü       Irak Cephesi

ü       Hicaz-Yemen Cephesi   

 

ü       Galiçya Cephesi  

ü       Makedonya Cephesi

ü       Romanya Cephesi

OSMANLI DEVLETİ’NİN SAVAŞTIĞI CEPHELER

 

Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na Girme Nedenleri

Osmanlı Devleti siyasi yalnızlıktan kurtulmak istiyordu. Son iki savaşta Almanya'dan umduğu desteği bulamayınca İngiltere ve Fransa'ya ittifak teklifinde bulundu. İngiltere, Fransa ise Balkan Savaşı'yla güçsüzlüğü iyice ortaya çıkan ve çıkacak bir savaşta paylaşılması söz konusu olabilecek böyle bir devleti yanlarına almak istemiyorlardı. Ayrıca Boğazlar üzerinde tarihi emelleri olan Rusya'yı da kızdırmak istemiyorlardı. İtilaf Devletleri bu nedenlerle Osmanlı Devleti'nin savaşta tarafsız kalmasını istiyorlardı. Hatta Osmanlı Devleti'nin savaşa girmemesi karşılığında kapitülasyonların kaldırılmasını kabul edebileceklerini bildirdiler.

Kapitülasyon:Bir ülkede yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık hakları

 

Osmanlı Devleti'nin Almanya Yanında Savaşa Katılmasının Nedenleri:

ü       Osmanlı Devleti'nin diplomatik yalnızlıktan kurtulmak istemesi,

ü       Osmanlı yönetimini elinde bulunduran ittihat ve Terakki Partisi yöneticilerinin Almanların savaşı kazanacağına inanmaları,

ü       Almanların da desteği ile yakın zamanda kaybedilen yerleri (Kıbrıs, Mısır, Trablusgarp vb.) geri alma düşüncesi,

ü       Almanya desteği ile Rusların Boğazlar üzerindeki isteklerini engelleme isteği.

Almanların Osmanlı Devleti'ni Savaşa Katmak istemesinin Nedenleri:

ü       Osmanlı Devleti savaşa girerse savaşın daha geniş alana yayılacak olması. Rusya'nın Osmanlı Devleti ile savaşmak zorunda kalması ile kuvvetlerinin bir kısmını Osmanlı Devleti için de ayıracak olması, Böylece Almanların Avrupa'daki savaş yükünün hafifleyecek olması,

ü       İngiltere ve Fransa'nın Boğazlar yoluyla Rusya ile bağlantısının kopacak olması,

ü       Almanların Osmanlı Devletinin ham madde ve insan gücünden yararlanma düşüncesi,

ü       Osmanlı Devleti Süveyş Kanalı'nı ele geçirebilirse İngiltere'nin Uzak Doğu'daki sömürgeleriyle bağlantılarının kopacak olması,

ü       Osmanlı halifesinin dini gücünü kullanarak İtilaf Devletlerinin sömürgelerindeki Müslümanları ayaklandırma düşüncesi.

 

İttihat ve Terakki Partisi ileri gelenleri Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzaladılar. Bu sırada İngiliz donanması önünden kaçan Goeben (Goben) ve Breslau (Breslav) adlı iki Alman gemisi Çanakkale Boğazı'nı geçerek Osmanlı Devleti'ne sığındı. İngiltere bu iki gemiyi istedi. Osmanlı Devleti bu iki gemiyi satın aldığını Osmanlı donanmasına katıldığını bildirdi. Adlarını Yavuz ve Midilli olarak değiştirdi. Bu iki gemi Karadeniz’e açılarak Rus limanlarını topa tuttu. Bu gelişme üzerine itilaf Devletleri de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. Osmanlı Devleti de Birinci Dünya Savaşı'na girmiş oldu.

 

 

TAARRUZ CEPHELERİ

Kafkas Cephesi:Osmanlı Devletinin ilk taarruz cephesidir.

 AÇILMASININ AMACI:

ü       Kafkaslara ulaşarak buradaki Türkleri Ruslara karşı ayaklandırmak,

ü       Kafkaslardan, Afganistan yoluyla Hindistan'a ulaşarak İngilizlerin sömürgeleriyle olan bağlantısını kesmek,

ü       Bakü petrollerinin denetimini ele geçirmek isteği etkili olmuştur.

Kanal Cephesi:

Almanya'nın isteği ile açılan Taarruz cephesidir.

Bu cephenin açılmasında;

ü       Mısır'ı, İngiltere'den geri almak,

ü       Süveyş Kanalı'nı ele geçirerek İngiltere'nin Uzakdoğu'da ki sömürgeleriyle olan bağlantısını kesmek düşüncesi etkili olmuştur.

 

SAVUNMA CEPHELERİ

Çanakkale Cephesi:

İtilaf devletlerinin Çanakkale Cephesi'ni açma nedenleri;

ü       İstanbul ve Boğazları alarak Osmanlı’yı savaş dışı bırakmak

ü       Savaşı kısa surede sona erdirmek,

ü       Rusya'ya gerekli askeri yardımı göndermek,

ü       Balkan devletlerini kendi taraflarında savaşa çekmek,

ü       Almanya ile Osmanlı Devleti arasındaki bağlantıyı kesmektir.

Irak Cephesi:

ü       Petrol bölgelerini elinde tutmak.

ü       Osmanlı ordusunun İran'a girip Hindistan’ı tehdit etmesini önleme düşüncesi etkili olmuştur.

ü       İngilizler bu amaçla Irak’a asker çıkardılar. Ancak Kût-ül Amara denilen yerde yenilgiye uğradılar ve 18000 İngiliz askeri Osmanlı kuvvetleri tarafından esir alındı(1916). İngilizler daha sonra bölgeye takviye kuvvetler göndererek üstünlüğü ele geçirdiler.

ü       1917’de Bağdat düştü. Mondros’ tan sonra da İngilizler Musul’u işgal etti.

Suriye-Filistin Cephesi:

Kanal Cephesi'nde İngilizlere yenilen Osmanlı ordusu Filistin'e ve Suriye’ye çekildi. Sonra hem FİLİSTİN hem de SURİYE’ İngiliz’lerce işgal edilince YILDIRIM ORDULARI KOMUTANLIĞI görevine getirilen Mustafa Kemal ordusuyla Toroslara çekildi. Burada güçlü bir savunma hattı oluşturarak İngiliz’lerin ve Arapların ilerleyişini durdurmuştur.  

Not:Suriye ve Filistin cepheleri; Kanal Harekâtından yenilgi ile ayrılmamız sonucu İngilizlerin bu buralara saldırması sonucu açılan savunma cepheleridir.

1916 da yapılan Kanal harekâtı başarısız olunca İngilizler Sina’yı geçerek Filistin ve Suriye sınırına dayandılar.

1917’de Kasım’da Gazze, Aralık’ta Kudüs düştü. 1918 Eylül’ünde Amman sonra Beyrut ve sonrasında da Şam düştü.

Zorunlu Göç, Neden?

Osmanlı Devleti’nde farklı inanç ve ırktan insanlar yüzyıllarca bir arada yaşamışlardır. Bunların içinde Ermeniler millet-i sadıka (sadık millet) olarak adlandırılmışlardır. Özellikle kuyumculuk mesleği ile uğraşan Ermeniler Osmanlı ticaret ve ekonomisinde önemli bir yer tutmuşlardır.

Rusya gibi ülkelerin kışkırtmaları ve destekleri sonucunda çıkan Ermeni isyanlarında çok sayıda Müslüman öldürülmüştür. Ermeni isyanlarının önlenmesi için 27 Mayıs 1915 tarihinde “Sevk ve İskân Kanunu” çıkartılarak isyana katılan Ermeni vatandaşlar Osmanlı Devleti’nin daha güvenli topraklarına göç ettirilmişlerdir. Bu zorunlu göç esnasında devletin bütün güvenlik önlemlerini almasına rağmen salgın hastalıklar ve bazı hırsızlık olayları sonucunda ölümler yaşanmıştır.

KONU 2: GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER…

Ateşkes ve Barış Antlaşması arasındaki fark nedir?

ü       Ateşkes(mütareke); barış antlaşması imzalanana kadar silahların terki anlamına gelir. Savaş sırasında da bazı kısa sureli ateşkes yapılabilir.

ü       Barış antlaşması; Savaşın bittiğinin belgesidir.

 

Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918)

Bu antlaşma Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda bir İngiliz savaş gemisi olan Agamemnon’da Osmanlı Devleti Bahriye Nazırı Rauf Orbay ile İngiliz Amirali Calthrope arasında imzalanmıştır.

MADDE 1-Boğazlar herkese açılacak buraları İtilaf devletleri işgal edecek

Önemi:Çanakkale Savaşı ile alamadıkları yerleri bu maddeyle almışlardır.

 

MADDE 5-Sınırların ve iç güvenliğini sağlayan askerler hariç Osmanlı ordusu terhis edilecek

Önemi:  Böylece işgal sırasında bir engelle karşılaşılmayacak…

 

MADDE 7-İtilaf devletleri kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum çıkarsa istedikleri herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecek.

Önemi: Anlaşmanın en tehlikeli maddesidir. Bu maddeye dayanak göstererek ülkenin her yeri işgal edilmeye başlanmıştır.

MADDE 8-Demir yolları ve ticaret gemileri İtilaf Devletlerine teslim edilecek

Önemi:  Bu madde Osmanlının ekonomik gücü elinden alınmış olup Anadolu'yu sömürmek için alt yapı oluşturmuştur.

 

MADDE 12-  Hükümet haberleşmeleri dışında telsiz ve telgrafların denetimini itilaf devletlerine devir edilecek.

Önemi:   Bu madde ile halkın birbiri ile haberleşmesini önleyecekler. Yani yapılacak işgallerde halkın habersiz kalmasını sağlayacak, böylece birlik olmasına engel olacaktır.

 

MADDE 24-Doğudaki 6 ilde (Erzurum, Van, Elazığ, Diyarbakır, Bitlis, Sivas)  karışıklık çıkarsa itilaf devletleri buraları işgal edebilecek.

Önemi: Bu madde 7. madde kapsamına girmesine rağmen ayrı madde koymalarının nedeni Burada bir Ermeni devleti kurmak istiyorlar.

 

Wilson İlkeleri (8 Ocak 1918)
ABD Başkanı Woodrow Wilson I.Dünya Savaşı sonrasında yapılacak barışın esaslarını yayınladığı on dört ilke ile açıkladı.
İtilaf devletleri de ABD’yi yanlarında tutmak istediklerinden dolayı bu ilkeleri kabul ettiklerini bildirmişlerdir.
  ABD başkanı Wilson, savaştan sonra barışın devam etmesini bir daha böyle büyük savaşların çıkmamasını istiyordu.

Wilson Prensiplerinin Önemi:  8 Ocak 1918
1-
İttifak grubu mütareke imzalama konusunda cesaretlendi(Savaşın bitişi hızlandı)
2-Çok uluslu imparatorlukların parçalanması ön görüldü.
3-Wilson ilkeleri itilaf devletlerinin çıkarlarına ters düşmüştür. Bu nedenle kabullenmiş gibi  göründükleri bu ilkeleri kendi çıkarları doğrultusunda yorumlamışlardır. İttifak devletleri ise bu ilkeleri barışın anahtarı olarak görüp benimsemişlerdir.
4-Savaştan sonra prensiplerine uyulmadığını gören ABD belli bir dönem Avrupa siyasetinden çekildi.

5-İmzalanan antlaşmalarda prensiplere uyulmadı.
6-Kurtuluş Savaşı ve II. Dünya Savaşının çıkması Wilson Prensiplerinin amacına ulaşmadığını gösterir.

7-Dünyada ilk silahsızlanma önerisidir.

8-Sömürgecilik yerine manda(Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bazı az gelişmiş ülkeleri, kendi kendilerini yönetecek düzeye eriştirip bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Birleşmiş Milletler Cemiyeti adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik) ve himaye fikri gelişti.

Türkleri ilgilendiren kısmı:

ü       Türklerin çoğunlukta olduğu alanlarda kesin egemenlik hakkı tanınmalıdır. 

ü       Türklerin egemenliğinde yaşayan diğer uluslara kendi kendine yönetim hakkı tanınacak ( olumsuz)

ü       Boğazlar bütün devletlere açılacak(olumsuz)

Not:  Wilson ilkeleri genel olarak yenilen devletleri koruyucu niteliktedir, bunun nedeni diğer devletlerin güçlenmesini istememesidir.

Paris Barış Konferansı (18 Ocak 1919)

ü       İtilaf Devletleri yenilen devletler ile ilgili yapılacak antlaşmaları görüşmek üzere toplandı.

ü       Avrupa'nın durumu ve sınırların çizilmesi İtilaf devletleri arasında görüşüldü.

ü       Esas amaç Osmanlıyı paylaşmaktı.

ü       Batı Anadolu’nun Yunanistan’ a verilmesi İtalya’yı küstürdü.

ü       Buna göre;

Ø       Yunanistan  :Batı Anadolu

Ø       İtalya                     : Konya, Antalya

Ø       Fransa                    : Urfa, Antep, Maraş, Suriye, Lübnan

Ø       İngiltere                 : Irak, Filistin, Boğazlar 

ü       15 Mayıs 1919 da Yunanlar İzmir’ i işgal ettiler.

 

 MONDROSTAN SONRA KURULAN CEMİYETLER

I. ZARARLI CEMİYETLER :

A) Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler :
Mavri Mira Cemiyeti:Rumlar kurmuştur. Batı Anadolu ve Trakya’yı Yunanistan’a dâhil etmek istemişlerdir. Yunan Kızıl Haçı, Fener Rum Patrikhanesi, okullardaki izci teşkilatları ve diğer Rum cemiyetleriyle işbirliği içindedirler.


Pontus Cemiyeti:FatihSultan Mehmet'in 1461'de ortadan kaldırdığı Trabzon Rum İmparatorluğunu yeniden kurmak için çalışmalar yapmıştır.

Hınçak ve Taşnak Cemiyeti:Çukurova’danTrabzon’a çizilen bir hattın doğusunda kalan bütün topraklarda bir Ermeni devleti kurmak için çalışmalar yapmışlardır.

B) Türkler Tarafından Kurulan Milli Varlığa Düşman Cemiyetler :

İngiliz Muhipleri Cemiyeti: İngilizlerle iyi geçinerek ülkeyi en az zararla kurtarmak isteyen ve İngiliz mandasını savunan bu cemiyete padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit gibi kimseler de üyedir.

 İslam Teali Cemiyeti: Halifeye ve İslamiyet’e kesin bağlılıkla kurtuluşun gerçekleşeceğine inanmışlardır.

Wilson Prensipleri Cemiyeti:Amerikan mandasını savunmuşlardır.

Kürt Teali Cemiyeti:Doğu Anadolu’da bağımsız bir Kürt devleti kurmak için kurulmuşsa da halkın fazla desteğini alamamıştır.

Hürriyet ve İtilaf Fırkası: 20. Y.y. başlarında İttihat Terakkiye muhalif olarak kurulmuş Mondros’tan sonra da milli mücadeleye karşı faaliyet sürdürmüştür.

 

 

 

B) MİLLİ CEMİYETLER :

Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti:Trakya ve çevresini özellikle Mavri Miranın faaliyetlerine karşı korumak amacıyla kurulmuştur. İlk kurulan cemiyettir.

 İzmir Müdafaa-i Hukuk –ı Osmaniye Cemiyeti: Batı Anadolu’yu Rumlara karşı korumak amacıyla kurulmuştur. İzmir’in işgali sonrası Anadolu’ya milli mücadele için cephane taşımışlardır.

 Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti: Rum Pontus cemiyetine karşı faaliyet gösteren, Trabzon ve çevresini korumaya çalışan cemiyettir.

 Kilikyalılar Cemiyeti: Çukurova bölgesini Ermenilere ve Fransızlara karşı savunmak amacıyla kurulmuştur.

 Redd-i İlhak Cemiyeti: İzmir’in Yunanlılarca işgaliyle beraber ilhakı önlemek amacıyla kurulmuştur. İşgallere karşı fiilen karşı koymuşlardır.

 Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti: Merkezi Sivas olmak üzere kurulmuş ve kısa sürede bütün vatana yayılmıştır. İşgalleri protesto ettikleri gibi Milli Mücadele’ye para ve Mal yardımı sağlamışlardır.

 Milli Kongre Cemiyeti: Türk halkının haklılığını basın yoluyla Dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlayan bir cemiyettir. Silahlı direnişi düşünmemiştir.

Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Doğu Anadolu’da Ermeni devletinin kurulmasına engel olmak amacıyla ortak savunma kararı almış bir cemiyettir.

Not-1:Cemiyetlerin hemen hepsinin kuruluşunda dayandıkları nokta Wilson ilkeleridir.

Not-2:Milli cemiyetler kendi bölgelerini kurtarmak için kurulmuş, Sivas kongresindeAnadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleşmişlerdir.

Not-3:Milliyetçilik ve bağımsızlık amacıyla Mondros Mütarekesi’nden sonra kurulmuşlardır.

Not-4:Başlangıçta basın-yayın yoluyla mücadeleyi, gerekirse silahlı direnişe geçmeyi amaçlamışlardır.

 

Kuvay-i Milliye

ü       İlk önce Yunan işgaline karşı Batı Anadolu'da Türk halkı tarafından kuruldu.

ü       Ulusal bilinci uyandırdılar.

ü       Düzenli ordu kurulana kadar düşmanı oyaladılar.

ü       Bölgesel olan bu birlikler Sivas Kongresinde birleştirildi.

 

 

 

 

KONU 3: VE MİLLİ MÜCADELE BAŞLIYOR…

Mustafa Kemal Paşa, 16 Mayıs 1919 tarihinde İstanbul’dan Samsun’a gitmek üzere Bandırma Vapuru’yla hareket etmiştir. Bandırma Vapur’unda Mustafa Kemal Paşa, 22 kurmay, 25 er ve erbaş, 8 kâtip müşavir, 21 gemi personeli olmak üzere 76 kişi bulunmaktaydı.

Mustafa Kemal Paşa neden Samsuna gitmiştir?

1919 yılı başlarında İngilizler, Türklerin Rumlara karşı geliştirmiş oldukları direnişlerden rahatsız olmaya başlamışlardı. Damat Ferit Paşa, Sadrazam olduktan sonra sorunun çözümü için yollar aramaya başlamıştı. 30 Nisan 1919'da 9. Ordu Müfettişliğine atanan Mustafa Kemal, Samsun'a, görev bölgesindeki iç huzuru sağlamak, silah ve cephaneleri toplamak, vatandaşlara silah dağıtılmasını engellemek ve bunu yapan kuruluşları ortadan kaldırmak üzere gönderildi. 16 Mayıs 1919'da Samsun'a hareket eden Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. İngilizlerin denetiminde olan Samsun'da milli mücadele hareketi için istediklerini gerçekleştiremeyeceğini anlayan Mustafa Kemal, 25 Mayısta Havza'ya geçti.

Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919):Mustafa Kemal; Havza’da, milli bilincin uyanması ve İtilaf devletlerinin Türk halkının tepkisini görmesi için İzmir’in işgalini protesto eden bir miting düzenledi. Bu tür mitinglerin tüm yurtta da yapılmasını istedi.

Miting:Gösteri amacıyla veya bir olaya dikkati çekmek için genellikle açık yerlerde yapılan toplantı.

 

Amasya Genelgesi (21-22 Haziran 1919):

Maddeleri:     
- Vatanin bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir. (Milli mücadelenin gerekçesi belirtilmiştir.)
- İstanbul'daki hükümet, üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirmemektedir.
- Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.(Kurtuluş savaşının yöntemi ve amacı belirtilmiştir.)
- Milletin durumunu gözden geçirmek ve haklı sesini dünyaya duyurmak için, her türlü etkiden uzak milli bir kurulun toplanması gereklidir.
- Anadolu'nun en güvenilir yeri olan Sivas'ta milli bir kongrenin acele toplanması kararlaştırılmıştır.
- Bu amaçla bütün illerden, milletin güvenini kazanmış üçer delegenin hemen yola çıkarılması gerekmektedir.
- Bu durumun milli bir sır olarak saklı tutulması lazımdır.

 

Amasya Genelgesi’nin Önemi:
• 
İlk  defa kurtuluş savaşının mücadele safhası başlamıştır.
•   İlk  defa  kurtuluş savaşının gerekçesi, yöntemi ve amacı belirtilmiştir.
•   İlk defa millet egemenliğine dayanan yönetimden bahsedilmiştir.
•   İlk defa milli bir kurulun oluşturulmasından bahsedilmiştir.
•   İlk defa  İstanbul hükümetinin görevini yerine getiremediğinden bahsedilmiştir.
•   İlk defa Erzurum ve Sivas Kongrelerinin toplanmasına karar verilmiştir.
NOT: M. Kemal Amasya Genelgesi’nden sonra  8 Temmuz 1919’da padişaha yolladığı bir telgrafla resmi göreviyle birlikte askerlik görevinden de istifa ettiğini açıklamıştır.

Erzurum Kongresi (23 Temmuz 1919)

•          Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk cemiyeti Ermeni tehlikesine karşı düzenledi.

ü       Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez.

ü       Her türlü yabancı işgaline ve müdahalesine millet birlikte karşı koyacaktır.

ü       İstanbul Hükümeti vatanın bağımsızlığını sağlayamazsa bu amaçla geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümetin üyeleri Milli Kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplantıda değilse seçim işini Temsil heyeti yapacaktır.

ü       Milli kuvvetleri etkili, milli iradeyi egemen kılmak esastır.

ü       Manda ve Himaye kabul edilemez.

ü       Azınlıklara ayrıcalıklar verilemez.

ü       Meclis derhal toplanmalı.

Önemi:

ü       Toplanış şekli bölgesel, alınan kararlar geneldir.

ü       Mustafa Kemal başkanlığında 9 kişilik Temsil Heyeti kuruldu.

ü       Vatanın bütünlüğü, bölünmezliği ilk defa vurgulandı.“Milli sınırlar” ifadesi ilk kez kullanılmıştır.

ü       Manda ve himaye ilk kez reddedildi.

Sivas Kongresi (4 –11 Eylül 1919)

  • Bütün yurttan seçilen temsilciler katıldı.
  • İstanbul Hükümeti Ve İngilizler engellemeye çalıştılar.

ü       Bölünmezlik ile ilgili Erzurum Kongresi’nde alınan karar tekrar kabul edildi.

ü       Milli cemiyetler Anadolu tek çatı altında birleştirildi.

ü       Bu cemiyetler adına söz söyleyecek Mustafa Kemal başkanlığında bir Temsil Heyeti seçildi.

ü       Manda ve himaye kesin reddedildi.

ü       Osmanlı Mebusan Meclisi’nin tekrar açılması konusunda çalışmaların başlanmasına karar verildi.

ü       İrade-i Milliye gazetesi çıkarılması kararlaştırıldı.

Önemi:

ü       Misak-ı Milli esasları belirtilmiş, yeni devletin temelleri atılmıştır

ü       Cemiyetler Anadolu ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi.

ü       Temsil Heyeti üyelerinin sayısı artırılarak, tüm yurdu temsil eder hale getirilmiştir.

ü       Milli mücadelenin planı çizilmiştir.

ü       Temsil Heyeti Ali Fuat Cebesoy’u Batı Anadolu Kuvay-ı Milliye komutanlığına atadı.

 

 

 

KONU 4: EGEMENLİK MİLLETİNDİR (Ders Kitabı 106-110.syf.)

Tam Bağımsızlık:Atatürk’ün anlatımı ile tam bağımsızlık, ‘’ Siyasi, mali, ekonomik, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bunların herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksunluğunu ifade eder’’

Milli Egemenlik:Bir milletin kendi kaderine hâkim olarak, kendi geleceğini tayin etme gücünü elinde bulundurması demektir. Yani bir milletin kendi kendini idare etmesi, kendine hükümet edecek heyeti seçmesi  anlamına gelmektedir.

Amasya Görüşmesi(20-22 Ekim 1919);

•          Sivas Kongresi sonrasında Temsil Heyeti’nin yoğun baskısı sonucunda Damat Ferit Paşa hükümeti istifa ederek Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruldu. Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Mustafa Kemal başkanlığında Temsil Heyeti görüştü.

ü       İstanbul Hükümeti, Sivas Kongresini kabul edecek

ü       İşgal Devletleri ile görüşülürken Temsil Heyetinin fikri alınacak

ü       Osmanlı Mebusan Meclisi açılacak. Mebusan Meclisi işgal güçlerinin tehdidi altında olan İstanbul’da değil de Anadolu’da daha güvenli bir yerde toplanacak.

Önemi;

ü       İstanbul Hükümeti Temsil Heyetini resmen kabul etti.

ü       Alınan kararlardan sadece Mebusan Meclisi’nin açılması kararı uygulanabildi.

Temsil Heyetinin Ankara’ya Gelmesi(27 Aralık 1919)

ü       Meclis çalışmalarını daha yakından takip etmek,

ü       Ulaşım-haberleşme olarak uygun olması,

ü       Anadolu’nun tam ortasında olması,

ü       Batı cephesine yakın olması, gibi nedenlerle Ankara Milli mücadelenin merkezi olarak seçilmiştir.

Son Osmanlı Mebusan Meclisinin Toplanması (12 Ocak 1920)

Yurdun her yerinde seçimler yapılarak meclis açıldı. Mustafa Kemal’in Meclisin İstanbul’da toplanmasını istememesine rağmen Mebusan Meclisi İstanbul’da toplandı. Mustafa kemal Paşa Erzurum milletvekili olarak seçilmesine rağmen tutukluluk süresi devam ettiği için katılmadı.

 

 

 

 

 

Misak-ı Milli’nin Kabulü (28 Ocak 1920)

ü       Türk askerlerinin elinde olan vatan parçalanamaz.

ü       Arap toprakları ve Batı Trakya’nın geleceği halkoyu ile belirlenecek.

ü       Kars, Ardahan, Batum için gerekirse halkoyuna gidilecek

ü       Osmanlının merkezinin güvenliği sağlanmalı.

ü       Azınlıklara çevre ülkelerdeki azınlıklardan daha fazla hak verilemez.

ü       Kapitülasyonlar kabul edilemez.

Önemi;

ü          Milli sınırlar çizildi.

ü          Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararlar Mebusan Meclisi tarafından kabul edildi.

ü          İtilaf devletleri İstanbul’u işgal ederek Meclisi kapattı (16 Mart 1920)

Not:İstanbul’un işgal edilmesi Mustafa Kemal’in ileri görüşlülüğünün kanıtıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Açılması:

İstanbul’un İtilaf devleti tarafından işgal edilmesi üzerine Mebusan Meclisi dağıtılmış, bazı meclis üyeleri tutuklanmıştır. Dağılan Mebusan Meclisi üyeleri Ankara’da açılan yeni meclise davet edilmişler ve bazı vekiller bu davete uyarak Ankara’ya gelmişlerdir.

T.B.M.M. nin açılma sürecinde ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu oldukça kötü idi. Mustafa Kemal Paşa, halkına güvenmiş ekonomik sıkıntıların giderilebileceğine olan inancını bir an bile kaybetmemiştir.

TBMM’nin temelini hangi ilkeler oluşturmaktadır?

Meclisin te

21498
0
0
Yorum Yaz