27 01 2013

5.ünite Ekonomik ve Sosyal Hayat

 

 7.SINIF 5.ÜNİTE EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT

                                   


                                    TOPRAK ANA

               Toprak bütün canlılar için hayat kaynağıdır. Yeryüzündeki yaşam toprak sayesinde devam eder. İnsanlar topraktan tarım faaliyetleri ile yararlanır. Toprak hem bizi beslediği hem de bize vatan olduğu kutsal kabul edilerek “Toprak Ana” olarak anılmıştır.

                                      TÜRKİYE'DE TARIM

           Tarım, insanların ihtiyaçlarınıkarşılamak amacıyla toprağıişleyerek ürün elde etmesidir. Bu faaliyet, topraktan çeşitli ürünlerin elde edil­mesinin yanısıra hayvancılık ve ormancılık faaliyetlerini de kapsar. Ülkemizde nüfusun yaklaşık yarısı(% 48,4) geçimini tarımla sağlamaktadır.

Cumhuriyet Dönemi'nde, ülkemizde tarım olanaklarınıartırmak amacıyla;

·            Sulama, gübreleme ve tohum ıslahına önem verilmiş,

·            Tarımda makineleşme ile birlikte modern tarım yöntemleri uygulanmaya başlanmış,

·            Ziraat Bankası, Toprak Mahsulleri Ofisi Tarım Kooperatifleri kurulmuş,

·            Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile Fıratve Dicle nehirleri üzerinde barajlar, hidroelektrik santralleri ve sulama tesisleri yapılmıştır.

»Türkiye'de ekili ve dikili alanlar (tarlalar,sebze ve meyve bahçeleri, zeytinlikler ve nadas alanları topraklarımızın 1/3'ünüoluşturmaktadır.

»Türkiye'nin coğrafi bölgelere göre tarımalanlarının oranıdeğişmektedir.  Ekili ve dikili alanların bölge yüz ölçümleri oranına göre en fazla kapladığıbölgemiz Marmara Bölgesi, enaz yer bölgemiz ise Doğu AnadoluBölgesidir

 

                           TARIMIETKİLEYEN FAKTÖRLER

          •   Toprak ve bakımı: Toprak, tarım faali­yetleri üzerinde etkili olan en önemli faktörlerden biridir. Topraktan en verimli şekilde yararlanmak için teknolojik yeniliklerin uygulanmasıgerekir. Toprağın bakımı; toprağın sürülmesi, çapalanması, yabancıotlardan ayıklanması, erozyonla mü­cadele ile sağlanır.

         •   Sulama: Su, bitkiler için en önemli besin maddesidir. Toprağın uygun zamanlarda ve yete­rince sulanmasıgerekir. Ülkemizde özellikle İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Ana­dolu bölgelerinde sulama sıkıntısının fazla olma­sısebebiyle tarım alanlarınadasa bırakılmakta­dır. Nadas, yarıkurak bölgelerde tarlanın sürüle­rek, suyunu biriktirmesi için bir yıl boşbırakılma­sıdır. Toprakların nadasa bırakılmasınıönleme­nin yolu ise sulamadır.

 Ülkemizde tarım alanlarında sulama yaygınlaştırılırsa;

•   İklim koşullarına bağımlılık azalır.

•   Üretimde süreklilik ve artışsağlanır.

•   Nadas yöntemi terk edilerek toprak her yıl kullanılabilir.

•  Aynıaraziden yılda birden fazla tarım ürünüalınabilir.

•   Çiftçinin üretim geliri artar.

•   Sebze yetiştirilen alanlar genişler.

•   Endüstri bitkilerinin ekim alanlarıgenişler.

       •   Gübreleme: Toprağın besin ve mineral bakımından zenginleştirilmesidir. Toprağın gübrelenmesi sonucunda birim alandan elde edilen ürün miktarıartar.

       •  Tohum ıslahı: Ülke şartlarına en uygun tohumu üretmek için yapılan çalışmalara denir. Ülkemizdeki Tohum Islahıİstasyonları, Devlet Tarım İşletmeleri, Devlet Üretme Çiftlikleri ve Zi­raat Fakülteleri gibi kuruluşlar kaliteli tohum elde etmek için kurulmuştur.

       •   Makineleşme: Üretim işlemlerinin geliş­mişaraçlarla yapılmasıdır. Tarımda makineleşme sonucunda toprak daha iyi ve kısa sürede işlenir. Tarımsal üretim ve verim artar.

UYARI: Engebenin fazla olduğu Karadeniz ve Do­ğu Anadolu bölgelerinde tarımda makine kullanımıoldukça sınırlıdır.*                                                                                                                  

      •   Pazarlama: Ürünün bozulmadan tüketim ya da işleme merkezlerine ulaştırılıp satılmasına pazarlama denir. Ülkemizde çiftçilerin olumsuz yönde etkilenmesini engellemek için devlet, çiftçi­ye önceden taban fiyattan ürün alma garantisi ve­rir. Bu uygulamaya destekleme alımıdenir. Ta­hıllar ve şeker pancarıgibi temel besin maddele­ri destekleme alımlarıyapılan ürünlerdir.

     •   İlaçlama: Tarımda verimi ve kaliteyi artır­mak için çeşitli hastalık ve böceklere karşıilaçla­ma yapılmasıdır.

.

                                   İKTA SİSTEMİ

       OsmanlıDevleti'nin; devlet görevindeki hizmetlerine karşılık olmak üzere bir kısım asker ve memurlara, belirlenmişbölgelerde, kendi adla­rına vergileri toplama yetkisiyle birlikte verdiği topraktır. İkta ve dirlik olarak da adlandırılır. Bu sistemde arazi, tımar verilen kimsenin mülküde­ğildir. Tımar sahibi halkın devlete ödemesi gere­ken vergileri devletin izni ile toplardı.

Kişiye verilen toprakların vergisi, ikta sahibi tarafından toplanırdı. Bu vergilere karşılık devlete asker beslemek, o bölgenin güvenliğini sağlamak zorundaydı.

      OsmanlıDevleti’nde tımar sahibi, belirlenen hizmetleri yaptığısürece, devlete ait çeşitli vergileri kendi adına toplama hakkından faydalanabiliyordu. Bu hak, görülen vazifeye bağlı bir maaşolup, tımarın satılması, vakfedilmesi veya miras olarak varislerine bırakılmasımüm­kün değildi.

Tımar Sisteminin Faydaları

  1- .   Devletin maaşyüküazalmıştır

  2-  Devlet, üretimi denetim altına alarak sü­rekliliğini sağlamıştır

  3- İkta verilen bölgelerin güvenliği sağlanmıştır. Böylece devlet otoritesi korunmuştur.

  4- Göçebe yaşayan Türkmenler, yerleşik hayata geçmiştir.

  5- Vergiler düzenli bir şekilde toplanmıştır.

  6-Eyalet askerlerini bu sistem sayesinde yetiştirmiş,

  7- Ülkenin bayındır hâle gelmesini ve arazi­den daha iyi faydalanılmasınısağlamış

   UYARI: Topraklar üçyıl üst üste boşbırakılırsa, bu kişinin elinden topraklar alınarak başkala­rına verilmiştir. Bu durum üretiminin sürek­liliğini sağlamıştır.

                     

                ARAZİNİN GELİRİNE GÖRE TIMAR ÇEŞİTLERİ

              MİRİARAZİLER: OsmanlıDevleti’nde mülkiyeti devlete ait olan topraklara miri arazi denirdi. Bu topraklar ekilip biçilmesi şartıyla kişilere bırakılırdı. Miri arazinin en önemli bölümü dirlik arazisiydi.                            

           Dirlik Arazileri:Mülkiyet hakkıdevlete ait, geliri ise savaşta yararlılık gösterenlere ve devlet memurlarına maaşkarşılığıverilen arazilerdir.  Bu topraklar ekilip biçilmesi şartıyla kişilere bırakılırdı. Mirî arazinin en önemli bölümüdirlik arazisiydi. Dirlik arazisi gelirlerine göre Has, Zeamet ve Tımar ol­mak üzere üçe ayrılırdı.

1-HAS:Geliri 100.000 akçeden fazla olan arazi­lerdir. Bu toprağın geliri padişahtan başka hanedana mensup kişilere, vezirlere, beylerbey­lerine, sancakbeylerine, defterdarlara vezir-i azam, ni­şancı,  gibi yüksek rütbeli devlet adamlarına verilirdi.

2-ZEAMET: Geliri 20.000 akçe ile 100.000 akçe arasıolan arazilerdir. Bu toprağın gelirleri Kadı ve Subaşıgibi devlet görevlilerine verilirdi..

3-TIMAR: Geliri 3000 akçe ile 20.000akçe arası olan topraklardır.Tımar sahipleri senelik gelirin bir kısmının ayrıl­masından sonra geriye kalan geliriyle asker beslemek zorundadır.

 

             Tımar Sisteminin Bozulması

            KanunîSultan Süleyman devrinde en iyi dönemini yaşayan tımar sistemi, Kanuni'den sonra bozulmaya başladı. 16. yüzyıl sonlarında, uzun sü­ren savaşların sebep olduğu ağır masrafların kar­şılanabilmesi için iltizam usulüyle peşin para karşı­lığıtımarların satılmasıbozulmayıhızlandırdı.(İltizam: Özel yönetimi olan eyaletlerin vergigelirlerinin açık artırma yolu ile toplanmasına denir. Vergiyi toplayana mültezim denir. Bu yolla devletin nakit sıkıntısıgiderilmeyeçalışılmıştır.                                                    

            Savaşların ve Anadolu'da çıkan Celali is­yanlarının meydana getirdiği sorunlar tımarlısi­pahilerin fakirleşmesine sebep oldu. Tımarlısipa­hi sayısında önemli ölçüde düşmeler meydana geldi.

 

                               AHİLİK (LONCA TEŞKİLATI)

         Türklerde "Ahilik", Osmanlı'da "Lonca” adını alan bu kurumlarda her esnaf kendi meslek dalıyla ilgili Lonca'ya üye olarak koruma altına girmiştir.

           Loncaların Yararları

·          Esnaflarla tüketiciler arasındaki ilişkileri düzenlemek.

·          Esnafların ekonomik olarak yetersiz olduğu durumlarda, esnaflara kredi sağlamak.

·          Fiyatlarıbelirleyerek, üretimin kalitesini artırmak.

·          Mesleklerle ilgili eğitim vermek.

·          Meslekler arasında dayanışmayısağlamaktır.

UYARI:Sanayi İnkılâbının Osmanlı'ya olumsuz etkileri Lonca teşkilatının önemini azaltmış­tır. El tezgâhları ve zanaatçılar, ekonomik olarak zayıflamıştır.                                    

 

DEVLETLER NASIL GELİŞİR-TARİHTEKİ TİCARET YOLLARI

          İPEK YOLU

           Çin'den başlayıp, Taklamakan Çölübölgesinden geçerek, Afganistan, İran üzerinden Doğu Akdeniz'e ulaşır. Burada ticaret malları  Akdeniz üzerinden Avrupa ülkelerine taşınmıştır.

         İpek Yolu iki kola ayrılır

         I.Kol: Güneyde İran topraklarından geçerek, Suriye ve Anadolu kıyılarına ulaşır.

       II Kol: Kuzey'de Hazar Denizi'nin kuzeyinden, Karadeniz'in kuzey bölgelerine ulaşır.

       BAHARAT YOLU

   Hindistan ve Malezya'dan başlayıp Basra Körfezi'ne ve Kızıldeniz yoluyla Doğu Akdeniz kıyılarına ulaşır..

   Ticaret mallarından bazıları; ipek, baharat, porselen, kağıt, değerli madenler, bal, deri, kürk, canlı hayvandır.

      KRAL YOLU

BatıAnadolu'dan başlayıp, Mezopotamya'ya kadar uzanan yola "Kral Yolu" denir. Lidyalılar tarafından yapılan Kral Yolu, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarıarasında kültürel etkileşimin yaşanmasında etkili olmuştur.

                              

COĞRAFİKEŞİFLER

            15. ve 16.yy'da pusulanın icadıile birlikte insanların sıcak denizlere açılması, yeni ticareti yollarının, okyanusların ve kıtaların keşfine "Coğrafi Keşifler" denir.

             Avrupa'da ticaretin gelişmesi ile değerli madenlere olan ihtiyaçda artmıştır. Böylece değerli madenlere sahip olmak için denizaşırıyolculuklar yapılmışve sömürgecilik anlayışıortaya çıkmıştır.

Nedenleri:

Ø        Pusulanın ve gemicilik bilgilerinin öğrenilmesi.

Ø        İpek ve Baharat yollarının OsmanlıDevleti'nin elinde olmasıve yeni ticaret yollarıbulma isteği.

Ø        İstanbul'un fethi ile Avrupa devletlerinin, Avrupa'da sıkışmasıve açık denizlere açılma isteği.

Ø        Hıristiyanlığıfarklıbölgelere yayma isteği.

Ø        Maceraperest gemicilerin yetişmesi.

      

       •Coğrafi keşifleri İspanyollar ve Portekizliler başlatmıştır.

       •Bartemi Diaz, Ümit Burnu'nu keşfetmiştir. Wasko döGama Ümit Burnu'nu dolaşarak Hindistan'a ulaşmıştır. Dünyanın yuvarlaklığınıMacellan ve Del Kano ispat etmiştir. Kristoph Kolomb Amerika Kıtası’nı keşfetmiştir.

 

  

 

 

COĞRAFİ KEŞİFLERİNSONUÇLARI

 Siyasi Sonuçlar

1.  Yeni ülkelerin keşfedilmesi ile sömürgeci­lik gelişti (Portekiz ve İspanyollarla başlayan sö­mürgeciliğe daha sonra İngiltere, Fransa ve Hol­landa da katıldı).

2.  Baharat ve İpek yollarıönemini kaybetti.

3. Akdeniz, ticari önemini yitirmiş, Atlas okyanusundaki limanlar önem kazanmıştır.

4.  Doğuda yeni keşfedilen yerlerden Avru­pa'ya bol miktarda altın, gümüşgibi değerli eşya­lar geldi.

5.  Avrupa zenginleşti. Soyluların nüfuzları azaldı

6-.-Avrupa'da ticaretle uğraşan burjuva sınıfıönem kazanmıştır

7.Türk ve İslam dünyasıekonomik olarak olumsuz etkilendi.

8. Rönesans ve Reform'a zemin hazırlamıştır.

DinîSonuçlar

1.  Hıristiyanlık yeni keşfedilen yerlere yayıldı.

2.  Dünya'nın düz olduğunu söyleyen din adamlarına duyulan güven sarsıldı.

Bilimsel Sonuçlar

1.  Yeni kıtalar, ırklar, hayvanlar, bitkiler ta­nındı.

2.  İnsanlarda araştırma ve yeni şeyler öğ­renme merakıuyandı.

 

 COĞRAFİKEŞİFLERİN OSMANLI’YA ETKİSİ

·          Coğrafi keşiflerin etkileri evrensel niteliktedir. Yeni yolların ve limanların keşfedilmesi ile Osmanlılarınelinde bulunan İpek ve Baharat yolları önemini kaybetmiştir.

·          Keşiflerle birlikte Avrupa'da altın ve gümüş gibi madenlerin artması, Osmanlı'daki akçenin önemini yitirmesine neden olmuştur. İpek ne Baharat yollarından elde edilen gümrük vergileri düşmüştür. Böylece Türk-İslam dünyası­nın ekonomik gelirleri azalmıştır.

 

              KAS GÜCÜNDEN MAKİNE GÜCÜNE GEÇİŞ

   SANAYİ İNKILÂBI

·          18.yy’da ilk olarak İngiltere’de başlamış, daha sonra Avrupa ülkelerine yayılmış ve tüm dünyayı etkilemiştir.

·          İnsan ve hayvan gücüne dayalıüretimin yerini sanayi ve makine gücünün almasıdır.

·          Buhar gücüyle makine çarklarının çalıştı­rılmasıile birlikte Sanayi İnkılâbı daha da geliş­miştir.

·          Sanayi İnkılâbı ile birlikte atölyelerin yeri­ne fabrikalar kurulmuştur. İnsan gücünün yerini makineler almışböylece kısa sürede üretim ar­tışıolmuştur.

Sonuçları

1.  Üretimde aletin yerini makine aldı; seri üretime geçildi.

2.  Üretim arttı; uluslararasıticaret hızlandı.

3.  Büyük şirketler kuruldu: sermaye birikimi daha da yoğunlaştı.

4.  Büyük fabrikalar kuruldu; işçi sınıfıortaya çıktı.

5.  Köyden kente göçbaşladı;  kentleşme hızlandı; dünyanın ilk gecekondularımeydana geldi.

6.  Ham madde kaynaklarıve pazar alanları bulma yarışısanayileşen ülkeler arasında rekabeteyol açtı.

7.  İşsizlik bir yandan artarken öte yandan teknoloji alanlarında yeni yenilikler görüldü, işçi sınıfıkendini korumak için sendikalaşmaya başladı. Böylece çalışma hayatında yeni bir dönem başladı.

8.  Uluslararasıekonomik ve kültürel ilişkiler arttı.

9.  Sosyalizm ve Liberalizm gibi düşünce akımlarıortaya çıktı

        

 SANAYİ İNKILÂBI’NIN OSMANLI DEVLETİ'NE ETKİLERİ

ü        Sanayi İnkılâbı ile birlikte Avrupa'da ma­kineleşme başladı. Bu konuda öncülük yapan İn­giltere hızlıbir üretime geçti. Ancak seri ve ucuz üretim beraberinde ham madde ve pazar sorunu­nu ortaya çıkardı.

ü        Sanayi İnkılâbı’na katılan Avrupa devlet­leri dünyanın değişik yerlerinde ham madde ve pazar bulmak için sömürgecilik faaliyetlerine gi­riştiler. Yükselme Dönemi'nde dünyanın en bü­yük gücüolan OsmanlıDevleti bu gelişmelere ayak uyduramadığıiçin güçkaybetmeye başladı, İngiltere, Fransa ve Rusya gibi güçlüdevletler es­ki gücünükaybetmişolan OsmanlıDevleti'ni açık bir pazar olarak gördükleri için daha önceden ve­rilmişolan kapitülasyonlarıda değerlendirerek mallarınısatmaya başladılar. Bu durumun sonu­cunda el tezgâhlarıyla üretim yapan Osmanlı esnafıAvrupa'nın bol ve ucuz mallarıyla rekabet edemedi.

ü        Osmanlıekonomisinin dışa bağımlıhâle gelmesiyle birlikte Osmanlıekonomisi de bağım­sızlığınıkaybetti

 

BUHAR TEKNOLOJİSİNİN ONEMI

·          Buhar makinesi, buharın içinde var olan ısıenerjisini mekanik enerjiye dönüştüren bir dıştan yanmalımotordur.

·          Lokomotif, buharlıgemiler, pompalar, buharlı traktörler, endüstriyel devreler bu grubun içine girer.

·          Fransız DenisPapin 17.yy'da içinde suyun kaynadığıve biriken buharın suyun kaynama noktasınıyükselten ve sıkıca kapanan kapağı olan düdüklütencereyi icat etmiştir. Bu sayede yemekler kısa sürede yapılabilmektedir.

·          18.yy'da buharlımotorlar sadece su pompa­larıve tekstil makinelerinin çalışmasıiçin kulla­nılmıştır. John Fitch 1787'de ilk buharlıvapuru yapmıştır.

·          1804 yılında Richard Trevithick dünyanın ilk buharlılokomotifini üretmiştir.

·          Buharlıtraktörlerin yapılmasıtarımsal alanda kolaylık sağlamıştır.

·          Sanayi İnkılâbı ile birlikte buhar, kömür ve demirin kullanılmasıdemiryolu çağınıaçmıştır.

·          19.yy'da çelik, elektrik, petrol ve kimyasal mad­deler üretim sürecine girmiştir.

·          Sanayi inkılâbı ile birlikte telefon, mikrofon, telsiz, bisiklet, daktilo gibi birçok yenilik günlük yaşamda yerini almıştır.

·          Yapay gübre üretilmiş, topraktan daha fazla ürün elde edilmeye başlamıştır.

·          Tarımdaki üretim, günlük sosyal yaşama olum­lu etki yapmış, kıtlık ve yoksulluk azalmıştır.

UYARI:1869'da SüveyşKanalı, 1914'te Panama Kanalları'nın açılmasıile ticaret yollarıkısalmıştır. Böylece ticaret daha da gelişmiştir.

                                

OSMANLI'DA VAKIF SİSTEMİ

ü        Vakıf, kişinin mal varlığının bir bölümün hayır işleri için bağışlamasına denir.

ü        Vakıf arazi gelirleri cami, han, hamam medrese gibi sosyal hizmetlere ve hayır kurumlarının masraflarına ayrılan topraklardır.

ü        Vakıf sistemi, Karahanlı, Gazneli ve Selçuklu devletlerinde de görülmüştür. Türk-İslam devletlerinde sosyal devlet anlayışıhakimdi. Osmanlı Devleti döneminde eğitim, sağlık, kültür ve bayındırlık alanlarında vakıflar önemli bir yer tutar.

ü        Vakıflar devlet tarafından desteklenir aynı zamanda devletin gözetiminde bulunurdu.

ü        Vakıflar Osmanlıtopraklarında kent ve kasabaların gelişmesinde önemli bir yer tutar.

ü        Ulaşım, ticaret, taşımacılık alanlarında şehirlerönemli derecede gelişmiştir.

ü        Halkın her türlügereksinimini karşılayan vakıflar, eğitim-öğretim kurumları, hastane, kütüphane, imaret gibi yapıların giderlerini karşılamıştır.

ü        16.yy'dan sonra vakıflar, yönetim ve adalet alanlarındaki bozulmaların etkisiyle önemini kaybetmeye başlamıştır. Kanunlara aykırıbir şekilde vakıfların kişilere dağıtılmasıvakıflan amaçlarından sapmasına neden olmuştur.

ü        1836 yılında II.Mahmut vakıf sistemini kaldırarak Evkaf Nezaretini(bakanlığı) kurmuştur.

                           HİÇ BİTMEYEN DESTEK-VAKIF

§          Cumhuriyetin anayasa ile belirlenen niteliklerine, anayasanın temel ilkelerine, hukukaahlaka, milli birliğe dayalıolarak, Türkiye'de çok vakıf kurulmuştur.

§          Sosyal adaleti pekiştirmek, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayısağlamak vakıfların amaçlarıarasındadır.

§          Türkiye'de kurulan vakıfların belirli organları olmalıdır. Yönetim organı, mütevelli heyetive denetim birimi gibi bölümleri olmalıdır. Bunun nedeni, vakfın işleyişini kolaylaştırmak, amacının kapsamına ve faaliyetlerine uygun olarak çalışmaktır.                       

VAKIFLARIN KURULMA AMAÇLARI

-Toplumda çoğulcu ve özgürlükçüdemokrasinin yerleştirilmesi.

-İsanlara, emeğe ve doğaya saygıçerçevesinde insanların düşünce anlayışınıgenişalanlara yayma

-Eşrtlik, dayanışma, adalet, dürüstlük gibi de­ğerlerin tüm topluma benimsetilmesi.

-Sosyal devlet anlayışının ve demokrasinin gelişmesi için çalışma yapmadır.

 Günümüzde Türkiye'de;

§          Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı

§          TürkToplum Gönüllüleri Vakfı

§          Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı

§          Teknolojiyi Geliştirme Vakfı

§          Sağlık ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı

§          İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı

§          Çocuk Vakfı

§          Bilim ve Sanat Vakfıgibi kuruluşlar vardır.

                             OSMANLI'DA EĞİTİM VE ÖĞRETİM

ü        Osmanlı'da eğitim ve öğretim oldukça ge­lmiştir. Görev ve sorumluluklarınıbilen, insan­lara karşısaygılı, hoşgörülü, bilgili insanlar ye­şermek amacıyla medreseler kurulmuştur.

ü        Medreselerde dini bilimlerin yanında pozitif bilimler de okutulmaktaydı. Medreselerin ya­nında cami, saray, okullar ve konaklarda da yapılmaktaydı.

ü        Günümüz orta ve yüksek eğitim kurumları düzeyinde olan medreselerin yakınında kütüphane imaret gibi yapılarda yer almıştır.

ü        İlk medrese Orhan Bey döneminde, İznik’te açılmıştır. Daha sonraki dönemlerde çeşitli bölgelerde de medreseler açılmıştır. Fatihdöneminde açılan Sahn-ı Seman medresesi ile Kanuni döneminde açılanSüleymaniye Medreseleri ünlüdür.

ü        Osmanlı'da medreseler, vakıflara bağlanm­ıştı. Medreselerde eğitim parasız olup, eğitim görenlerin yiyecek ve giyecekleri vakıflar aracılığıyla karşılanmaktaydı.

ü        Osmanlılar döneminde medreselerde yetişmişbirçok bilim adamıvardı. Matematik, fizik, coğrafya, astronomi gibi alanlarda bilimsel çalışmalar yapmaktaydılar.

ü        Medreseler 17.yy'dan itibaren bozulmayabaşlamıştır. Rüşvet ve istismarın artması, müderrisliklere hak etmeyen bilgisiz insanlarıngelmesi eğitim düzeyinin düşmesine neden olmuştur.

                                                          ENDERUN

·          Devlet memuru yetiştirmek amacıyla sa­rayda açılan okula "Enderun" denir.

·          Enderun Okulu II.Murat zamanında kurul­muştur. İlk olarak Edirne sarayında açılan En­derun, yükselme döneminde TopkapıSarayın­da eğitime devam etmiştir.

·          Gayrimüslim çocuklar küçük yaşlarda alı­narak, Türk gelenek ve göreneklerini, İslam di­nini öğrenmek amacıyla Türk ailelerinin yanına verilmiştir. Daha sonra bu çocuklar Acemi Oca­ğına alınırlardı. Acemi Ocağındaki eğitimden sonra zeki, becerikli olanlar Enderun’a alınırdı.

·          Enderun'da iyi bir eğitim alanlar, önce sa­ray hizmetlerinde çalışırdı. Daha sonra önemli devlet adamlarıolurlardı. Osmanlı'da birçok sadrazam, vezir, komutan Enderun'da yetiş­miştir.

·          Enderun 1909 yılında kapatılmıştır.

213
0
0
Yorum Yaz